Kat Maliki Rehberi

Çatıdaki Baz İstasyonu Kimin? Yeni Binada Ortak Alan Gelirleri (2026)

Baz istasyonu kirası, cephe ve çatı reklam panosu, çatı güneş enerjisi geliri, ortak alandaki dükkan — bu gelirler maliklerin mi, müteahhidin mi? Sözleşmede bu hakları sessizce kendine ayıran maddeler ve gelirin aidata mahsup edilmesi. Kat maliki için 2026 rehberi.

Yazan: İnşaatpanel Editör Ekibi19 Temmuz 202612 dk okuma

Hızlı Cevap

Yeni binanızın çatısı, cephesi, bahçesi, sığınağı ve ortak deposu bağımsız bölüm değil ortak yerdir. Kat Mülkiyeti Kanunu mantığında ortak yerden doğan gelir de kural olarak kat maliklerine aittir. Yani çatıdaki baz istasyonu kirası, cephedeki reklam panosu bedeli, çatı güneş enerjisi sisteminden gelen fayda ve ortak alandaki depo ya da otopark kirası binanın ortak geliridir; yöneticinin özel geliri değildir. Bu geliri doğuran sözleşmeyi yönetici tek başına imzalayamaz, kat malikleri kararı gerekir. Ama bütün bu tablo tek bir cümleyle bozulabilir: müteahhit kentsel dönüşüm sözleşmesine çatı ve cephe kullanım hakkını ya da ortak alandaki bir bölümü kendisine ayıran bir madde koyduysa, gelir binanın ömrü boyunca ona akar. Bu yüzden ortak alan gelirleri, sözleşme daha imzalanmadan konuşulması gereken bir başlıktır.

Vakit yoksa, bilmeniz gereken 4 şey

  • Çatı, cephe, bahçe ve ortak depo ortak yerdir; buradan doğan gelir kural olarak kat maliklerinindir.
  • Baz istasyonu, reklam panosu, güneş enerjisi ve ortak alandaki dükkan gelir kalemleridir — çoğu malik bunları hiç hesaba katmaz.
  • Sözleşmede "çatı ve cephe kullanım hakkı müteahhide aittir" benzeri tek bir cümle, onlarca yıllık geliri karşı tarafa devredebilir.
  • Kiraya verme kararı yöneticinin değil, kat maliklerinin; gelirin ne olacağı da karar defterine yazılmalı.

Kentsel dönüşüm sözleşmesi okurken herkesin gözü aynı yerde: kaç daire alıyorum, kaç metrekare, ne zaman teslim. Doğal olarak da öyle. Ama binanız bittikten sonra ortaya çıkan ve neredeyse hiç konuşulmayan bir başlık var: ortak alanlarınız para kazanır. Çatıya bir operatör anteni kurulur, cepheye bir reklam panosu asılır, çatıya güneş paneli konur, giriş katındaki depo kiraya verilir. Ve bir gün biri çıkıp "o gelir zaten müteahhidin, sözleşmede yazıyor" der.

Bu yazıda ortak alanların mülkiyet tarafını değil, gelir tarafını anlatacağım. Hangi alan ne kazandırır, bu gelir kimin, karar nasıl alınır ve müteahhit sözleşmesinde bu hakları sessizce devreden ifadeler nelerdir. Ortak alanların hukuken neyi kapsadığı, eklentinin ne demek olduğu gibi mülkiyet konuları için ortak alan ve eklenti hakları yazımıza bakın; burada odağımız o alanların ürettiği paradır.

Ortak alan gelir üretir ve bu gelir maliklerindir

İşin ilkesi aslında sade. Bir binada iki tür yer vardır: bağımsız bölümler ve ortak yerler. Daireniz, dükkanınız, tapuda ayrı bağımsız bölüm numarası olan her şey birincisidir. Çatı, dış cephe, bahçe, sığınak, merdiven, asansör, kazan dairesi, ortak depo ve otopark ise ikincisidir. Kat Mülkiyeti Kanunu bu ayrımı yapar ve ortak yerlerin bütün kat maliklerinin ortak mülkiyetinde olduğunu söyler.

Buradan çok basit bir sonuç çıkar: bir şeyin sahibi ortaksa, o şeyin getirisi de ortaktır. Çatı hepimizinse, çatıyı bir operatöre kullandırmaktan doğan kira da hepimizindir. Cephe hepimizinse, cepheye asılan reklamın bedeli de hepimizindir. Yönetici bu paranın sahibi değil, emanetçisidir; kat malikleri adına toplar ve kat maliklerinin kararına göre kullanır.

Bu kadar açık bir ilke neden bu kadar sık tartışma konusu oluyor peki? Çünkü üç yerde bozulabiliyor. Birincisi, tapuda: bir alan ortak yer gibi görünüyor ama aslında bağımsız bölüm olarak kurulmuş ve birine tapulanmış olabilir. İkincisi, yönetim planında: yönetim planı ortak yerlerin kullanımına ve gelirin paylaşımına dair özel hükümler içerebilir. Üçüncüsü, ve maliklerin en çok canını yakanı, kentsel dönüşüm sözleşmesinde: müteahhit yıllar sonrasını düşünüp o hakkı imza aşamasında kendine ayırmış olabilir.

Bir not: bina henüz kat irtifakı aşamasındaysa ortak yerler ve bağımsız bölümler projeye göre belirlenmiş, ama kat mülkiyetine geçişle kesinleşir. İkisi arasındaki farkı kat irtifakı ve kat mülkiyeti farkı yazımızda anlattım; ortak alan tartışmalarının çoğu bu geçiş anında netleşir.

Hangi ortak alan ne kazandırır?

Şimdi kalem kalem gidelim. Aşağıdakilerin hepsi Türkiye'de fiilen uygulanan gelir kalemleri; hepsi her binada olmaz, ama hangisinin sizde mümkün olduğunu bilmek pazarlık masasında işinize yarar. Bilerek rakam yazmıyorum: bedeller konuma, cephe görünürlüğüne, kat sayısına ve operatörün o bölgedeki ihtiyacına göre uçlarda değişir; internette gördüğünüz "şu kadar kira" iddialarına göre plan yapmayın.

Baz istasyonu ve anten kirası

En bilineni bu. Operatörler kapsama alanı için yüksek ve merkezi binaların çatılarını arar; anlaşma genellikle uzun süreli bir kullandırma sözleşmesiyle kurulur. Gelir düzenli ve enflasyona endeksli olabildiği için binalar açısından cazip görünür.

Ama iki ayrı gerçeği baştan söyleyeyim. Birincisi: baz istasyonlarının sağlık etkileri kamuoyunda tartışmalı bir konudur ve bu yazının kapsamı dışındadır; burada ne lehte ne aleyhte bir iddiada bulunuyorum. İkincisi ve sizi pratikte ilgilendireni: bu tartışma yüzünden komşu itirazı ve dava riski gerçektir. Hem bina içindeki muhalif malikler hem de çevredeki diğer binalar itiraz edebilir; bu konu yargı kararlarına konu olmuştur. Yani kararı alırken sadece geliri değil, binanın iç huzurunu ve olası hukuki süreci de hesaba katmanız gerekir. Kararın oybirliğine yakın bir mutabakatla alınması, sonradan çıkacak kavgayı baştan keser.

Cephe ve çatı reklam panosu

Ana cadde üzerindeki, kavşak gören ya da yüksek katlı binalarda cephe ve çatı reklam alanı ciddi bir gelir kalemi olabilir. Burada dikkat edilecek üç şey var. Birincisi belediye izni: reklam ve tabela yerleşimi imar ve reklam yönetmeliklerine tabidir, izinsiz asılan pano kaldırılır ve idari yaptırım doğurur. İkincisi cephenin fiziki bütünlüğü: pano montajı dış cepheye, yalıtıma ve su izolasyonuna zarar verebilir. Bu yüzden sözleşmeye montaj ve sökümde oluşacak hasarın kiracı tarafından karşılanacağı yazılmalı.

Üçüncüsü, ve bunu çok az bina düşünüyor: dış cepheye yapılan müdahale binanın enerji performansını ve yalıtım bütünlüğünü etkileyebilir. Yeni binanızın enerji kimlik belgesi ile ölçülen performansını cepheye rastgele delik açarak riske atmayın.

Çatıda güneş enerjisi sistemi

Son yılların en hızlı büyüyen başlığı bu ve iki farklı kurguyu birbirine karıştırmamak lazım.

  • Öz tüketim: Panel binanın kendi ortak elektriğini besler; asansör, merdiven aydınlatması, hidrofor, otopark. Burada bir "gelir" yoktur, gider azalması vardır. Aidatın en kalıcı şekilde düşmesini sağlayan yöntem genelde budur ve muhasebesi de en basit olanıdır.
  • Fazlanın şebekeye verilmesi: Üretilen fazla enerjinin şebekeye verilmesi mevzuata ve dağıtım şirketiyle yapılacak işlemlere tabidir. Burada artık teknik bir kurulumdan değil, süresi ve tarafları olan bir düzenden bahsediyorsunuz. Sistemi bir üçüncü firmanın kurup çatıyı uzun yıllar kullandığı modeller de var; bu durumda aslında çatınızı kiraya vermiş olursunuz ve sözleşmeyi ona göre okumanız gerekir.

Hangi kurgu olursa olsun çatı yükü, su yalıtımı ve bakım sorumluluğu net yazılmalı. Bu tür sistemlerin işletme maliyetine etkisini dönüşüm sonrası aidat ve işletme maliyeti yazımızda ele aldım; yeni binada aidatın neden yükseldiğini merak ediyorsanız oradan başlayın.

Ortak alandaki dükkan, depo ve otopark

Bazı binalarda giriş katında ya da bodrumda, bağımsız bölüm olarak kurulmamış ama kullanılabilir alanlar olur: eski kömürlük, sığınak dışı depo, boş bir nişe yapılmış kapalı hacim, fazladan otopark yeri. Bunlar ortak yer statüsündeyse kiraya verilmesinden doğan gelir de ortaktır.

Dikkat: sığınak ve teknik hacimlerin amacı dışında kullanılması ayrı bir mevzuat konusudur ve her alan serbestçe kiralanamaz. Ayrıca projede otopark olarak gösterilen bir alanı depoya çevirip kiralamak, ruhsata aykırılık yaratabilir. Hangi alanın ne olarak ruhsatlandığını görmek için projeyi okumayı öğrenin; mimari proje ve kat planı nasıl okunur yazımız bunun için var.

Bina isim hakkı ve giriş alanı

Prestijli konumlarda binanın adının bir markaya verilmesi, girişe marka kimliği yerleştirilmesi ya da lobide reklam alanı oluşturulması da gelir yaratabilir. Türkiye'de konut binalarında yaygın değil ama karma kullanımlı projelerde konuşuluyor. Buradaki hassasiyet gelirden çok kimlik: isim değişikliği tapu ve adres kayıtlarına, kargodan ambulansa kadar günlük hayata dokunur. Kolay verilecek bir hak değil.

Sözleşmede sessizce kaybettiğiniz haklar

Şimdi bu yazının asıl sebebine geldik. Ortak alan gelirlerinin kat maliklerine ait olması bir kuraldır, ama sözleşmeyle şekillendirilebilen bir kuraldır. Müteahhit, kentsel dönüşüm sözleşmesine koyduğu tek bir maddeyle binanın ömrü boyunca sürecek bir gelir akışını kendisine bağlayabilir. Ve bu maddeler genelde kalın harflerle değil, sözleşmenin ortalarında, sıradan bir cümle görünümünde durur.

Neden bu kadar önemli? Çünkü burada tek seferlik bir pazarlık kalemi değil, süresiz bir değer transferi var. Bir dairenin bedelini tartışırken tek bir sayıya bakarsınız. Çatı kullanım hakkını verdiğinizde ise onlarca yıl boyunca her yıl tekrarlanacak bir geliri vermiş olursunuz. Malikler genelde "zaten şu an baz istasyonu yok ki" diye düşünüp geçiyor. Ama hak bugünkü duruma değil, geleceğe veriliyor.

Sözleşmeyi okurken şu ifadeleri tek tek arayın ve gördüğünüz her birini işaretleyip avukatınıza sorun:

  • "Çatı ve cephe kullanım hakkı müteahhide aittir"
  • "Reklam, tabela ve anten yerleştirme hakkı müteahhitte saklıdır"
  • "Ortak alanlarda oluşacak gelirlerin tasarrufu yükleniciye aittir"
  • "Bodrum kattaki depo/dükkan bağımsız bölümü müteahhit payına bırakılmıştır"
  • "Yönetim planı yüklenici tarafından hazırlanıp tescil ettirilir"
  • "Cephe ve çatı üzerinde enerji üretim tesisi kurma yetkisi yüklenicidedir"
  • "Binanın isimlendirilmesi ve tanıtımı yükleniciye aittir"

Bu listedeki son maddelerden ikisi özellikle sinsi. Yönetim planını hazırlayan taraf, ortak alanların kullanımını ve gelirin paylaşımını da o metne yazar; yani doğrudan "gelir benim" demeden aynı sonuca ulaşabilir. Yönetim planının ne işe yaradığını ve neden bu kadar belirleyici olduğunu apartman yönetim planı ve aidat yazımızda anlattım.

Sözleşmede nelere bakmanız gerektiğinin tam listesi için sözleşmenin 7 kritik maddesi yazımıza ve daha kapsamlı olan kentsel dönüşüm sözleşmesi tam rehberimize bakın. Ayrıca hangi belgeye imza attığınızı bilmek de ayrı bir konu: malik hangi belgeleri imzalar yazımız bu karmaşayı sadeleştiriyor.

Kiraya verme kararı nasıl alınır?

Diyelim ki binanız bitti, haklar sizde ve bir operatör ya da reklam firması kapıyı çaldı. Karar nasıl alınacak?

Temel kural şu: ortak yerin bir üçüncü kişiye kullandırılması, yöneticinin tek başına yapabileceği bir iş değildir. Yöneticinin yetkisi olağan yönetim işlerini kapsar; asansör bakımı yaptırmak, temizlik firması tutmak, aidat toplamak gibi. Ortak yeri yıllarca bir şirkete kullandırmak olağan yönetim işi değildir; bunun için kat maliklerinin kararı aranır.

Pratikte doğru sıralama şöyle işler:

  1. Önce yönetim planına bakın. Yönetim planı ortak yerlerin kiraya verilmesi konusunda özel bir usul ya da daha ağır bir çoğunluk öngörmüş olabilir. Yönetim planı bu konuda sizin anayasanızdır.
  2. Usulüne uygun çağrı yapın. Toplantı gündemi açıkça yazılmalı; "çeşitli konular" başlığı altında alınan böyle bir karar sonradan tartışmaya çok açıktır. Bütün maliklere ulaşıldığını belgeleyin.
  3. Kararı karar defterine yazın ve imzalatın. Sadece "kiraya verilmesine karar verildi" yetmez; kime, ne amaçla, hangi alanın, ne kadar süreyle kullandırılacağı ve gelirin ne yapılacağı da yazılmalı. Yöneticiye sözleşmeyi imzalama yetkisi açıkça verilmeli.
  4. Sözleşmeyi bir avukata okutun. Özellikle süre, fesih, bedelin güncellenmesi, montaj hasarları, sigorta ve tesisin sökülüp alanın eski haline getirilmesi başlıklarına bakılmalı.

Sözleşmede en çok yanılınan nokta süre ve fesihtir. Uzun süreli ve fesih hakkı zayıf bir sözleşme, bugünkü yönetimin gelecekteki bütün malikleri bağlaması demektir. Bina birkaç yıl sonra bu tesisi istemediğine karar verirse elini kolunu bağlamış olursunuz. Bedelin nasıl güncelleneceğinin yazılmaması da klasik bir hatadır: yıllar geçtikçe anlamsızlaşan bir gelir için binanın ortak alanını vermiş olursunuz.

Gelen para ne yapılır?

Gelir bina hesabına düştüğünde önünüzde üç ana yol vardır ve hangisinin seçileceği yine kat malikleri kararıdır.

  • Aidata mahsup: En yaygın ve en az sürtüşme çıkaran yöntem. Gelir işletme projesine gelir olarak yazılır, malikten toplanacak aidat o oranda düşer. Muhasebesi basittir, kimse "benim payım nerede" diye sormaz çünkü herkes faydayı her ay görür.
  • Maliklere dağıtım: Gelirin doğrudan maliklere paylaştırılması. Hangi orana göre dağıtılacağı önemlidir; yönetim planındaki gider paylaşım oranı ya da arsa payı esas alınabilir. Bu yöntem daha çok işlem yükü ve daha çok tartışma üretir.
  • Bakım ve demirbaş fonu: Gelirin biriktirilip asansör yenileme, cephe boyası, çatı yalıtımı gibi büyük kalemler için kullanılması. Uzun vadede en akıllıca olanı çoğu zaman budur, çünkü yeni bina bile on yıl sonra ciddi bakım masrafı çıkarır.

Vergisel tarafa gelince: burada bilinçli olarak hiçbir oran ya da rakam yazmıyorum. Bilmeniz gereken şey mekanizma. Ortak alandan elde edilen gelirin beyan yükümlülüğü ve kiracının ödeme yaparken kaynakta kesinti yapıp yapmayacağı, gelirin kime ait sayıldığına ve kiracının kim olduğuna göre değişir. Geliri maliklere dağıtan bir bina ile aidata mahsup eden bir binanın durumu aynı olmayabilir. Bu, internetten öğrenilecek değil, mali müşavire sorulacak bir konudur ve karar almadan önce sorulmalıdır; sonradan sorulduğunda genelde geç kalınmış olur.

Sözleşme aşamasında ne yazdırmalısınız?

Bütün bu bilginin pratik karşılığı tek bir anda toplanıyor: kentsel dönüşüm sözleşmesini imzalamadan önce. O andan sonra pazarlık gücünüz büyük ölçüde biter. Şunları talep edin:

  1. Açık bir ilke cümlesi. Sözleşmeye, binanın ortak yerlerinden doğan bütün gelirlerin kat maliklerine ait olduğu ve yükleniciye bu konuda bir hak tanınmadığı açıkça yazılsın. Sessizlik sizin lehinize yorumlanacak diye beklemeyin; yazdırın.
  2. Devredilen hak varsa sınırlansın. Müteahhit ısrar ediyorsa ve siz de karşılığını almışsanız, verilen hakkın kapsamı ve süresi mutlaka sınırlansın: hangi alan, hangi amaç, kaç yıl. Süresiz ve kapsamı belirsiz bir yetki asla vermeyin.
  3. Yönetim planını kimin hazırlayacağı belirlensin. Yönetim planı taslağı imza öncesi size gösterilsin ve ortak alan gelirleriyle ilgili maddeleri okunsun. Tescil edilmiş bir yönetim planını sonradan değiştirmek, imza öncesi bir cümleyi değiştirmekten kat kat zordur.
  4. Ortak alanların teslim kapsamı netleşsin. Çatı, cephe, sığınak, otopark ve depoların ne halde ve hangi donanımla teslim edileceği yazılsın. Bu konu doğrudan anahtar teslim kapsamı yazımızın konusudur ve ortak alanlar orada en çok atlanan başlıktır.
  5. Altyapı bugünden düşünülsün. Çatıya ileride güneş enerjisi sistemi kurmayı düşünüyorsanız, gerekli statik yük ve kablo güzergahının projede öngörülmesini isteyin. Sonradan yapmak her zaman daha pahalı ve daha zordur.

Özet

Toparlayayım. Yeni binanızın çatısı, cephesi, bahçesi ve ortak depoları ortak yerdir; buralardan doğan gelir de kural olarak kat maliklerinindir. Baz istasyonu kirası, cephe ve çatı reklamı, güneş enerjisi ve ortak alandaki depo ya da otopark, çoğu binanın hiç hesaba katmadığı gerçek gelir kalemleridir. Bu geliri doğuran sözleşmeyi yönetici tek başına imzalayamaz; karar kat maliklerinindir ve usulüne uygun alınmalıdır. Ama bütün bu tablonun üstünü çizebilecek tek bir şey var: kentsel dönüşüm sözleşmesine konulmuş, çatı ve cephe kullanım hakkını ya da ortak alandaki bir bölümü müteahhide ayıran bir madde. Sözleşmenizi tekrar açın; çatı, cephe, anten, reklam, isim hakkı ve yönetim planı geçen her cümleyi bulun. Son not: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; yönetim planınız, sözleşme maddeleriniz ve gelir paylaşımının hukuki yönü için bir avukata, gelirin beyanı ve vergisel sonuçları için bir mali müşavire danışın.

İlgili rehberler:

Sıkça Sorulan Sorular

›Çatıdaki baz istasyonunun kirası kime ait?

Çatı, kat mülkiyeti mantığında bağımsız bölüm değil ortak yerdir; ortak yerin kullandırılmasından doğan gelir de kural olarak kat maliklerine aittir. Yani baz istasyonu kirası yönetimin ya da tek bir malikin özel geliri değildir, bina ortaklığının geliridir. İstisna, tapuya ve sözleşmeye yazılmış özel bir düzenlemenin bulunmasıdır: müteahhit sözleşmede çatı kullanım hakkını kendisine ayırmışsa ya da yönetim planına bu yönde bir hüküm konulmuşsa tablo değişir. Bu yüzden önce sözleşmenize ve yönetim planınıza bakmak gerekir.

›Müteahhit sözleşmeye çatı ve cephe kullanım hakkını kendine yazdırabilir mi?

Uygulamada bunu deneyen müteahhitler var ve malikler çoğu zaman fark etmeden imzalıyor. Taraflar sözleşme serbestisi içinde böyle bir düzenleme yapabilir; ama bu, imza atarken bilerek verilmesi gereken bir haktır, sessizce kaybedilecek bir şey değil. Sözleşmede çatı, cephe, anten, reklam, isim hakkı ve ortak alandaki dükkan geçen her cümleyi işaretleyip avukatınıza sorun. Bu maddeler tek seferlik bir bedel gibi görünse de binanın ömrü boyunca sürecek bir gelir akışını karşı tarafa devredebilir.

›Ortak alanın kiraya verilmesi için yönetimin imzası yeter mi?

Hayır. Ortak yerin bir üçüncü kişiye kullandırılması, olağan bakım onarım işlerinden farklı olarak kat maliklerinin kararını gerektirir. Yönetici bu kararı tek başına alıp uzun süreli bir kira sözleşmesi imzalayamaz; yetkisini kat malikleri kurulundan almak zorundadır. Kararın çağrı, toplantı ve karar defteri usulüne uygun alınması, ileride sözleşmenin geçerliliği tartışılırsa sizi koruyan tek şeydir. Yönetim planınızda bu konuda özel bir ağırlaştırılmış hüküm olup olmadığını da kontrol edin.

›Ortak alan geliri aidattan düşülebilir mi?

Evet, uygulamada en sık tercih edilen yöntem budur: gelir bina hesabına girer ve işletme giderlerine mahsup edilerek aidat yükünü azaltır. Alternatifleri, geliri maliklere arsa payı ya da yönetim planındaki gider oranına göre dağıtmak veya bakım ve demirbaş fonunda biriktirmektir. Hangisi seçilirse seçilsin bu bir kat malikleri kararıdır ve karar defterine yazılmalıdır. Gelirin beyanı ve vergisel sonuçları paylaşım yöntemine göre değişir; bu kısmı mutlaka bir mali müşavirle konuşun.

İlgili araçlar & hesaplayıcılar

Haber bülteni

Yeni rehberler çıkınca haber alın

Bu yazı gibi pratik kentsel dönüşüm rehberleri yayınlandığında size mail atalım. Ayda 2-4 mail, spam yok.

Binanız için firma mı arıyorsunuz?

Ücretsiz başvurunuzu bırakın; bölgenizde kentsel dönüşüm yapan anlaşmalı inşaat firmalarıyla eşleştiğinde size dönüş yapılır. Bağlayıcılık yok, karar her zaman sizin.

İlgili yazılar

Ücretsiz Teklif Al