Kat Maliki Rehberi

Binam Kentsel Dönüşüme Uygun mu? 2026 Kat Maliki Ön Kontrol Rehberi

Bina yaşı tek başına belirleyici değil — belirleyici olan riskli yapı tespiti. Malikin kendi başına yapabileceği 5 ön kontrol.

Yazan: İnşaatpanel Editör Ekibi17 Temmuz 202612 dk okuma

Hızlı Cevap

Binanızın kentsel dönüşüme uygun olup olmadığının tek hukuki ölçütü bina yaşı değil, Bakanlıkça lisanslandırılmış bir kuruluşun yaptığı riskli yapı tespitidir. 1999 öncesi yapılmış olmak güçlü bir işarettir ama tek başına ne yeter ne şarttır; 15 yıllık kötü bina riskli çıkabilir, 40 yıllık sağlam bina çıkmayabilir. Rapor almadan önce malik kendi başına beş ön kontrol yapabilir: yapım yılı ve iskan tarihi, gözle görülür yapısal işaretler (kolon çatlağı, kesilmiş kolon, zeminde oturma, yumuşak kat), e-Devlet'ten tapu ve kat mülkiyeti durumu, belediyeden imar durumu yani emsal, yapı kayıt belgesi olup olmadığı. En önemlisi şu ayrımdır: 'binam uygun mu' aslında iki ayrı sorudur. Birincisi teknik ve hukuki uygunluk, yani bina riskli mi. İkincisi ekonomik uygunluk, yani emsal ve arsa denklemi bu işe talip olacak bir firma çıkaracak kadar tutuyor mu. Riskli çıkan ama kimsenin talip olmadığı çok bina vardır; iki soru ayrı ayrı sorulmalıdır.

Vakit yoksa, bilmeniz gereken 4 şey

  • Bina yaşı ölçüt değil. Tek hukuki cevap, lisanslı kuruluşun riskli yapı tespiti.
  • "Uygun mu?" iki ayrı soru: bina riskli mi ve bu işe talip çıkar mı. Karıştırmayın.
  • Rapordan önce 5 ön kontrolü kendiniz yapabilirsiniz: yapım yılı, gözle görülür işaretler, tapu, imar durumu, yapı kayıt belgesi.
  • Riskli çıkmamak seçeneksizlik değil: güçlendirme, imar tarafını netleştirme veya bekleme masada kalır.

Kentsel dönüşüm konusunda bana en çok sorulan soru bu ve neredeyse her seferinde aynı cümleyle geliyor: "Bizim bina 1994 yapımı, dönüşüme girer mi?" Sonra karşı taraftan tek bir yıl duymayı bekliyorlar, sanki bir yaş sınırı varmış ve o sınırın altındaki binalar otomatik giriyormuş gibi. Anlatayım: öyle bir sınır yok. Kanunda "şu yaşın üstündeki bina risklidir" diyen bir madde bulamazsınız, çünkü öyle bir madde hiç olmadı.

Bu yazı, sürecin en tepesindeki giriş sorusunu düzgün sormanız için. Önce yaş efsanesini yerine oturtacağım, sonra herkesin karıştırdığı kritik ayrımı, yani "uygun mu" sorusunun aslında iki ayrı soru olduğunu anlatacağım. Ardından hiçbir uzman çağırmadan, cebinizden para çıkmadan kendi başınıza yapabileceğiniz beş ön kontrolü sırayla göstereceğim. Sonunda elinizde "acaba" değil, bir sonraki adımın ne olduğuna dair net bir cevap olacak.

Bina yaşı belirleyici değil — önce bu yanlıştan kurtulalım

Sahada en çok gördüğüm yanlış inanış bu. İnsanlar bina yaşını bir ehliyet gibi düşünüyor: yeterince eskiyse geçersin, değilse geçemezsin. Oysa deprem riski yaşla değil, o binanın nasıl yapıldığıyla ilgili. Betonun dayanımı, demirin doğru yerde ve yeterli miktarda olup olmadığı, kolon ve kirişlerin düzeni, oturduğu zeminin cinsi — sonucu belirleyen bunlar. Yaş bunların hiçbirini doğrudan söylemez.

Peki neden herkes 1999'u konuşuyor? Çünkü yaş işaret olarak anlamlı. 1999 Marmara depremi sonrasında yapı denetim sistemi ve deprem yönetmeliği ciddi şekilde değişti; ondan önce yapılmış binalarda hem denetim zayıftı hem de bugünkü hesap anlayışı yoktu. Dolayısıyla o dönemin binalarında risk çıkma olasılığı daha yüksektir. Bu bir eğilim, kural değil. İstatistik binaların ortalamasını anlatır; sizin binanız bir ortalama değil, tek bir bina.

Dürüst olayım, ikisini de gördüm. 15 yaşında, kâğıt üzerinde her şeyi yerinde görünen ama karot sonucu beklenenin çok altında çıkan bina da var; 40 yaşında, o dönemin ustasının hakkını vererek yaptığı, raporu temiz çıkan bina da var. Yaşa bakıp "bizimki yeni, sağlamdır" demek de, "bizimki eski, kesin riskli" demek de aynı hatanın iki yüzü.

Şunu net söyleyeyim: tek hukuki ölçüt riskli yapı tespitidir. Bakanlıkça lisanslandırılmış bir kuruluş binaya gelir, ölçüm yapar, karot alır, taşıyıcı sistemi hesaplar ve rapor verir. Bu raporun dışında hiçbir şey — ne yaş, ne mahalle dedikodusu, ne müteahhidin binaya bakıp söyledikleri, ne de komşu binanın raporu — sizin binanız için hukuki anlam taşımaz. Tespitin nasıl yaptırıldığını riskli yapı raporu nasıl alınır yazımızda adım adım anlattım.

Bir uyarı daha: komşu binanın riskli çıkması sizin binanızı riskli yapmaz. Aynı yılda, aynı müteahhide, aynı sokakta yaptırılmış iki bina farklı sonuç verebilir — beton dökümü, işçilik ve zemin farkı sonucu değiştirir. Tespit her zaman bina bazındadır.

Kritik ayrım: "uygun mu?" aslında iki ayrı sorudur

Bu bölüm yazının bel kemiği; buradan sonrasını unutsanız da bunu aklınızda tutun. İnsanlar "binam kentsel dönüşüme uygun mu" diye sorarken aslında iki farklı şeyi tek soruya sıkıştırıyor ve bu iki şeyin cevabı birbirinden bağımsız:

  1. Teknik ve hukuki uygunluk: Bina riskli mi? Yani 6306 sayılı kanunun kapısı size açılıyor mu? Bunun cevabını lisanslı kuruluşun raporu verir. Buradaki muhatabınız mühendislik.
  2. Ekonomik uygunluk: Bu işi yapacak bir müteahhit çıkar mı? Yani arsanın imar hakkı, büyüklüğü ve mevcut daire sayısı; yeni binada hem size daire verip hem de firmaya satacak daire bırakacak kadar tutuyor mu? Bunun cevabını rapor değil, belediyenin imar durumu ve basit bir aritmetik verir. Buradaki muhatabınız piyasa.

Neden bu kadar önemli? Çünkü bu iki cevap dört farklı sonuç üretiyor ve insanların çoğu sadece ikisini biliyor. Riskli + talip var: klasik senaryo, süreç yürür. Riskli değil + talip yok: zaten gündeminiz yok. Asıl kafa karıştıran diğer ikisi.

Riskli çıkan ama kimsenin talip olmadığı bina — bu Türkiye'de düşündüğünüzden çok daha yaygın. Raporu elinde, binası resmen riskli, hatta yıkım süresi işlemeye başlamış ama görüştüğü hiçbir firma teklif vermiyor. Neden? Çünkü arsanın emsali dar, mevcut daire sayısı zaten yüksek ve yeni binada müteahhide kalacak pay yok. Böyle bir malik "riskli çıkarsam kurtulurum" diye düşünmüş, sonra gerçekle çarpışmış oluyor. Riskli olmak bir yükümlülük de doğurur; kimse gelmezse o yükümlülük sizde kalır.

Tersi de var: riskli çıkmayan ama müteahhitlerin kapısını aşındırdığı bina. Merkezi konumda, emsali bol, arsası büyük, daire sayısı az bir bina. Rapor temiz çıkar ama firmalar yine de "anlaşalım" der. O zaman iş 6306 yolundan çıkar, kat malikleri mevzuatının kendi kurallarına ve malik çoğunluğuna bağlı bir yenileme arayışına döner.

O yüzden ricam şu: bu iki soruyu ayrı ayrı sorun. "Binam riskli mi?" ve "Binam bu işe değer mi?" İkisini tek soruda birleştirdiğiniz anda ya boşuna umutlanırsınız ya da boşuna vazgeçersiniz.

Uzman çağırmadan yapabileceğiniz 5 ön kontrol

Rapor almadan önce eliniz boş değil. Aşağıdaki beş kontrolü kimseye para ödemeden, çoğunu bir öğleden sonra içinde yapabilirsiniz. Bunlar size kesin cevap vermez — o cevabı sadece rapor verir — ama tespit yaptırmaya değip değmeyeceğini ve hangi soruyu kime soracağınızı gösterir.

1) Yapım yılını ve iskan tarihini öğrenin

Bina yaşı ölçüt değil demiştim, ama işaret olduğu için yine de bilmelisiniz. Üstelik çoğu insan kendi binasının yapım yılını aslında bilmiyor; "galiba 90'ların başı" diyor. Net öğrenin: yönetim planının tarihi, tapu kayıtları ve iskan (yapı kullanma izin belgesi) tarihi size bunu söyler. Apartman yönetiminde bu belgelerin bir kopyası genelde durur.

Neye bakacaksınız: bina 1999 öncesi mi, sonrası mı; ruhsat hangi yönetmelik döneminde alınmış. 2000 sonrası ruhsatlı ve yapı denetimli bir binaysanız risk çıkma ihtimaliniz görece düşüktür — ama sıfır değildir, özellikle sonradan yapısal müdahale görmüşse.

2) Gözle görülür yapısal işaretlere bakın

Mühendis değilsiniz, olmanız da gerekmiyor. Ama bazı işaretler o kadar kaba ki, dikkat ederseniz görürsünüz. Binada bir tur atın ve şunlara bakın:

  • Kolonlardaki çatlaklar: Sıva çatlağı ile taşıyıcıdaki çatlak farklıdır. Kolonun üstünde veya altında çapraz giden, sıvanın altındaki betona kadar inen çatlaklar ciddiye alınmalı. Bodrum ve zemin kattaki kolonlara özellikle bakın; yükü en çok onlar taşır.
  • Kesilmiş veya oyulmuş kolonlar: Bu, gördüğümde içimin en çok sızladığı şey. Zemin kattaki dükkan "vitrin daha geniş görünsün" diye kolonu tıraşlamış, ya da içeriden kolonun köşesini oymuş, üstünü alçıpanla kapatmış. Bir dükkana girin, taşıyıcı kolonun nerede olması gerektiğini düşünün, yoksa sorun. Bu tek başına binayı çok ciddi şekilde zayıflatır.
  • Zeminde oturma belirtileri: Kapı ve pencereler sıkışıyor mu, kilit tutmuyor mu, fayanslar belirli bir hatta çatlamış mı, dış cephede binanın bir köşesinde diğerlerinde olmayan çatlaklar var mı? Bunlar temelde farklı oturma olabileceğinin işaretidir.
  • Yumuşak kat: Zemin katı tamamen dükkan ya da açık otopark olan, üst katları duvarlarla dolu binalar. Üstte perde duvarlar var, altta koca boşluk. Depremde enerji o boşlukta toplanır. Türkiye'deki yıkımların klasik profilidir; binanız buysa yaşına bakmaksızın tespiti ciddi düşünün.
  • Sonradan yapılan müdahaleler: Kat çıkılmış mı, çatıya daire eklenmiş mi, bodrum kazılıp derinleştirilmiş mi, iki daire arasındaki taşıyıcı duvar kaldırılmış mı? Ruhsatındaki bina ile ayaktaki bina aynı değilse, hesap da tutmaz.

Bunlardan birkaçı sizde varsa, "bina yeni sayılır" teselline sığınmayın. Bu liste bir teşhis değil, bir uyarı ışığıdır.

3) e-Devlet'ten tapu ve mülkiyet durumunuzu netleştirin

Beş dakikalık iş ama sürecin tamamını etkiler. e-Devlet'ten "Tapu Bilgileri" sorgusuyla şunları öğrenin:

  • Ada ve parsel numaranız: Bundan sonraki her adımda (imar durumu sorgusu, tespit başvurusu, firma görüşmesi) ilk sorulacak şey budur.
  • Kat mülkiyeti mi, kat irtifakı mı: Binanız tamamlanmış ve iskan almışsa kat mülkiyeti kurulmuş olmalıdır. Hâlâ kat irtifakındaysanız, ortada iskan alınmamış bir durum var demektir; bu hem imar barışı tarafını hem de süreci etkiler.
  • Arsa payınız: Kentsel dönüşümde kararlar arsa payı üzerinden alınır, dairenizin metrekaresi üzerinden değil. Payınızın ne olduğunu şimdiden bilin. Arsa paylarının dağılımı çoğu binada adaletsizdir ve ileride kavga konusu olur; konuyu arsa payı ve değerleme yazımızda ayrıntısıyla ele aldım.
  • Şerh, ipotek, hacizler: Tapunuzun üstünde ne var? Bu, süreç başladığında karşınıza çıkacak.

4) Belediyeden imar durumunuzu (emsal) öğrenin

İşte çoğu maliğin hiç yapmadığı ve en çok pişman olduğu atlama bu. Belediyenizin imar müdürlüğüne gidin (birçok belediyede e-imar üzerinden çevrimiçi de sorgulanabiliyor), ada/parsel numaranızı verin ve imar durumunuzu sorun. Öğrenmek istediğiniz şey: parselinizde bugünkü plana göre ne kadar inşaat yapılabiliyor — emsal, kat adedi, çekme mesafeleri, varsa plan notları.

Neden hayati? Çünkü ekonomik uygunluğun tamamı burada. Mevcut binanızda 16 daire varsa ve arsanızın imar hakkı yeni binada ancak 17-18 daire çıkarmaya yetiyorsa, o işe kimse talip olmaz — çünkü müteahhide kalan 1-2 daire, bir binayı yıkıp yeniden yapmanın karşılığı değildir. Ama aynı arsada emsal artmışsa ve 24 daire çıkıyorsa denklem tamamen değişir. Emsal meselesinin malik açısından ne anlama geldiğini emsal ve imar artışı rehberimizde anlattım; dönüşüm konuşmadan önce mutlaka okuyun.

Bir de şu var: imar planları değişebilir. Bölgenizde devam eden bir plan çalışması, rezerv alan ilanı ya da bir dönüşüm etüdü varsa, bunu da imar müdürlüğünden öğrenirsiniz. Bazen "biraz bekleyin" cevabı, elinizdeki en değerli bilgidir.

5) Yapı kayıt belgeniz (imar barışı) var mı?

Binanızda ruhsata aykırı bir durum varsa — fazladan kat, kapatılmış balkon, çatı katı, bodrumdaki daire — imar barışı döneminde alınmış bir yapı kayıt belgesi olabilir. Yönetime veya eski maliklere sorun, tapu dosyanıza bakın.

Bu belge sürecin sanıldığından çok daha kritik bir parçası. Kaçak kısımların hukuki durumu, yıkım sonrası yeni binada bu metrekarelerin karşılığının ne olacağı, hatta belgenin dönüşümde geçerliliği ayrı bir tartışma. Detayı yapı kayıt belgesi ve imar barışı yazımızda bulacaksınız. Şimdilik bilmeniz gereken: belgeniz varsa bir kenara koyun, yoksa binada ruhsata aykırı ne olduğunu bilerek ilerleyin.

Ekonomik uygunluk: bu işe talip çıkar mı?

Şimdi 4. ve 5. kontrolde topladığınız bilgiyi kullanma zamanı. Ekonomik uygunluk aslında tek bir cümleye iniyor: arsanızın imar hakkı, mevcut maliklere daire verdikten sonra müteahhide anlamlı bir pay bırakıyor mu? Bırakıyorsa firma gelir. Bırakmıyorsa binanız yerin dibine kadar riskli olsa da kapınızı çalan olmaz.

Bu denklemi zorlayan tipik durumlar şunlar: arsanın küçük olması, mevcut daire sayısının zaten çok olması (özellikle 1+1 bölünmüş eski binalar), emsalin dar kalması, parselin şeklinin verimli plan yapmaya izin vermemesi, otopark zorunluluğunun küçük parselde çözülememesi. Bunların her biri tek başına bir projeyi masadan kaldırabilir. Otopark meselesi özellikle küçük parsellerde beklenmedik şekilde belirleyici olur; otopark zorunluluğu yazımıza göz atın.

Denklemi güçlendiren durumlar da var: parselinizin komşu parsellerle birleştirilebilir olması, bölgede talebin yüksek olması, arsanın büyük ve düzgün olması, mevcut daire sayısının az olması. Küçük ve zor parsellerde en gerçekçi çıkış yolu genelde komşu binalarla birlikte hareket etmektir — tek başına dönmeyen bir denklem, iki parsel birleşince döner hale gelebiliyor.

Sahada gördüğüm en yaygın yanlış beklenti şu: malik, riskli yapı raporunu aldığı anda işin bittiğini sanıyor. Oysa rapor sadece birinci kapıyı açar. İkinci kapı piyasadadır ve onu ne rapor ne belediye açar; onu sadece "bu işten bir şey çıkar mı" hesabı açar. Bu yüzden raporu almadan önce bile imar durumunuzu öğrenin derim; sıralamayı tersine çevirmek insanı gereksiz hayal kırıklığına uğratıyor.

Binam riskli çıkmazsa ne olur?

Önce şunu söyleyeyim: riskli çıkmamak kötü haber değil. İnsanlar buna üzülüyor, çünkü kafalarında dönüşüm eşittir yeni daire var. Oysa raporun "riskli değil" demesi, binanızın depremde ayakta kalma ihtimalinin hesaben yeterli görüldüğü anlamına geliyor. Bu iyi bir şey.

Ama 6306 kapısı size kapalı demek; yani riskli yapı statüsüne bağlı yıkım süreci ve devlet destekleri devreye girmez. Elinizde kalan seçenekler şunlar:

  • Güçlendirme: Binanın taşıyıcı sistemini takviye ederek performansını yükseltmek. Her binada mantıklı değildir; bazı binalarda güçlendirmenin maliyeti ve yaratacağı yaşam kaybı (aylarca boşaltma, daire içinde kalınlaşan kolonlar, azalan kullanım alanı) yıkıp yeniden yapmaya kıyasla anlamsız hale gelir. Karar hasar tablosuna ve arsanın imar hakkına göre değişir. Bu ikilemi bina güçlendirme mi yıkım mı yazımızda karşılaştırmalı olarak ele aldım.
  • İmar ve belge tarafını netleştirip beklemek: Yapı kayıt belgesi, iskan, kat mülkiyeti gibi eksikleri tamamlamak. Bunlar sıkıcı işler ama ileride dönüşüm gündeme geldiğinde sizi aylarca bekletecek şeyler. Şimdiden hallederseniz, gün geldiğinde hazır olursunuz.
  • Beklemek: İmar planları değişir, bölgeler dönüşüm alanı ilan edilir, komşu parseller hareketlenir. Bugün denklemi tutmayan bir bina üç yıl sonra tutabilir. Bekleme, bilinçli yapılırsa bir strateji; bilinçsiz yapılırsa sadece zaman kaybı. Farkı, bu yazıdaki beş kontrolün cevabını bilip bilmemeniz yaratır.

Bir de şu: rapor sonucuna itiraz hakkınız var. "Riskli değil" çıkan bir binada gözünüzle gördüğünüz ciddi sorunlar varsa süreç bitmiş değil. Karot sonucu ve itiraz süreci yazımız bu tarafı anlatıyor.

Binam riskli çıkarsa ne başlar?

Rapor "riskli" dediği andan itibaren artık bir apartman tartışmasının değil, işleyen bir sürecin içindesiniz. Kabaca şu sırayla ilerler: rapor ilgili idareye bildirilir, tapu kaydına riskli yapı belirtmesi işlenir, maliklere tebligat yapılır, itiraz süresi işler, itiraz yoksa veya reddedilirse tahliye ve yıkım için süre verilir.

Burada malikleri en çok şaşırtan şey, sürelerin siz hazır olsanız da olmasanız da işlemesi. "Biz henüz müteahhitle anlaşmadık" demek süreyi durdurmaz. O yüzden rapor çıktığı gün, hatta rapor için başvurduğunuz gün, paralel olarak firma görüşmelerine ve malik organizasyonuna başlamalısınız. Tebligat, süreler ve tahliye tarafının tamamını riskli yapıda tahliye ve yıkım yazımızda adım adım bulacaksınız.

Bu aşamada işinizi en çok kolaylaştıracak şey hazırlıklı olmak. Tapu, kimlik, yönetim planı, imar durumu, varsa yapı kayıt belgesi — bunlar toplanmadan hiçbir görüşme sağlıklı ilerlemiyor. Malik için gerekli belgeler ve hazırlık yazımız tam bir kontrol listesi. Ondan sonrası firma tarafı: kaç firmayla görüşeceğiniz ve firmaları nasıl eleyeceğiniz için kaç müteahhitle görüşülmeli yazımıza bakın.

Özet

Toparlayayım. "Binam kentsel dönüşüme uygun mu?" sorusunun cevabı bina yaşında değil. 1999 öncesi olmak güçlü bir işarettir ama tek hukuki ölçüt lisanslı kuruluşun riskli yapı tespitidir; 15 yaşındaki kötü bina riskli çıkabilir, 40 yaşındaki sağlam bina çıkmayabilir. Bu soruyu ikiye bölün: bina riskli mi (teknik/hukuki uygunluk) ve bu işe talip çıkar mı (ekonomik uygunluk). İkisi ayrı yürür; riskli çıkıp kimsenin gelmediği bina da, riskli çıkmayıp firmaların kapı çaldığı bina da var. Rapor almadan önce beş ön kontrolü kendiniz yapın: yapım yılı ve iskan tarihi, gözle görülür yapısal işaretler (kolon çatlağı, kesilmiş kolon, zeminde oturma, yumuşak kat), e-Devlet'ten tapu ve arsa payı, belediyeden imar durumu yani emsal, ve yapı kayıt belgesi. Riskli çıkmazsanız güçlendirme, belge/imar tarafını toparlama ve bilinçli bekleme masada kalır. Riskli çıkarsanız süreç sizi beklemeden işler; o yüzden belgelerinizi ve firma görüşmelerinizi paralel yürütün. Son not: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; binanızın durumu, imar hakkı ve izleyeceğiniz yol için mutlaka belediyenizin imar müdürlüğünden bilgi alın ve bir avukat ile inşaat mühendisinden binanıza özel görüş isteyin.

İlgili rehberler:

Sıkça Sorulan Sorular

›Kaç yaşındaki binalar kentsel dönüşüme girer?

Kanunda 'şu yaşın üstündeki bina dönüşüme girer' diyen bir hüküm yok; bina yaşı tek başına ne yeterli ne de zorunlu bir şart. 1999 depremi ve sonraki yönetmelik değişikliklerinden önce yapılmış binalarda risk çıkma ihtimali istatistiksel olarak daha yüksektir, bu doğru — ama bu bir işaret, ölçüt değil. Sahada 15 yaşında olup betonu tutmayan bina da gördüm, 40 yaşında olup raporu sağlam çıkan bina da. Tek hukuki ölçüt, Bakanlıkça lisanslandırılmış bir kuruluşun yaptığı riskli yapı tespitidir.

›Binamın riskli olup olmadığını rapor almadan anlayabilir miyim?

Kesin olarak hayır, çünkü riskin belirleyicisi beton dayanımı, donatı düzeni ve taşıyıcı sistemin hesabıdır; bunlar gözle görülmez, karot ve ölçümle çıkar. Ancak güçlü ön işaretler vardır: kolonlarda çapraz veya saç kılı çatlaklar, dükkan için kesilmiş ya da oyulmuş kolonlar, zeminde oturma ve kapı/pencerelerin sıkışması, zemin katı tamamen dükkan olan yumuşak kat düzeni. Bunlardan birkaçı sizde varsa tespit yaptırmayı ciddi ciddi düşünmelisiniz. Ama nihai cevabı yalnız lisanslı kuruluşun raporu verir.

›Binam riskli çıkmazsa hiçbir şey yapamaz mıyım?

Riskli çıkmamak, 6306 kapsamındaki yıkım ve devlet destekleri yolunun size kapalı olması demektir; ama seçeneksiz kaldığınız anlamına gelmez. Önünüzde üç yol vardır: taşıyıcı sistemi takviye ettiren güçlendirme, binanın imar durumu ve yapı kayıt belgesi tarafını netleştirip beklemek, ya da malik çoğunluğuyla kat mülkiyeti kuralları çerçevesinde yenileme arayışı. Hangisinin mantıklı olduğu binanın hasar tablosuna ve arsanın imar hakkına göre değişir; güçlendirme her binada ekonomik olarak anlamlı değildir.

›Binam riskli çıktı ama müteahhit gelmiyor, neden?

Çünkü riskli olmak teknik bir sonuçtur, işin yapılabilir olması ise ekonomik bir hesaptır ve bu ikisi ayrı ayrı yürür. Bir müteahhidin işe talip olması için arsanın imar hakkının, yani emsalin, yeni binada hem maliklere daire vermeye hem de kendisine satılacak daire bırakmaya yetmesi gerekir. Emsali düşük, arsası küçük, daire sayısı zaten fazla olan binalarda bu denklem tutmaz ve bina riskli olmasına rağmen yıllarca talip bulamaz. Bu yüzden riskli yapı tespitiyle birlikte imar durumunuzu da öğrenmelisiniz.

İlgili araçlar & hesaplayıcılar

Haber bülteni

Yeni rehberler çıkınca haber alın

Bu yazı gibi pratik kentsel dönüşüm rehberleri yayınlandığında size mail atalım. Ayda 2-4 mail, spam yok.

Binanız için firma mı arıyorsunuz?

Ücretsiz başvurunuzu bırakın; bölgenizde kentsel dönüşüm yapan anlaşmalı inşaat firmalarıyla eşleştiğinde size dönüş yapılır. Bağlayıcılık yok, karar her zaman sizin.

İlgili yazılar

Ücretsiz Teklif Al