Kat Maliki Rehberi

Dairem Kirada: Kentsel Dönüşümde Ev Sahibi Olarak Sorumluluğunuz (2026)

Kiracıyı çıkarmak kimin işi, tahliye masrafını kim öder, kira yardımı kime yazılır? Tahliyeyi müteahhide bırakan sözleşme maddesi ve anlaşmalı çıkış.

Yazan: İnşaatpanel Editör Ekibi19 Temmuz 202612 dk okuma

Hızlı Cevap

Kiraya verdiğiniz dairede kentsel dönüşüm başladığında iki ayrı ilişkiniz olur: müteahhitle kurduğunuz sözleşme ve kiracınızla devam eden kira sözleşmesi. Dönüşüm birincisini kurar ama ikincisini kendiliğinden bitirmez; kira ilişkisini sonlandırmak kira hukukunun kendi kurallarına tabidir. Uygulamada kiracının çıkarılması ev sahibine düşer, çünkü sözleşmenin tarafı müteahhit değil sizsiniz; müteahhitlerin çoğu daireyi boş teslim almayı bekler. Bu yükü müteahhide aktarmak isterseniz tahliye ve masraflarının ona ait olduğunu sözleşmeye yazdırmanız gerekir. Para tarafında en kritik kalem kira gelirinizin proje boyunca durmasıdır; kira kaybına karşılık ödeme, ödeme takvimi ve gecikme halinde ne olacağı sözleşmede açıkça yer almalıdır. Kira yardımının kime çıkacağı ise idareye göre değişir, mutlaka belediyeden teyit alın. Tahliye anında depozito, son faturalar ve dairenin durumu için tutanak tutmak sonradan çıkacak tartışmaların çoğunu baştan bitirir.

Vakit yoksa, bilmeniz gereken 4 şey

  • İki ayrı sözleşmeniz var. Dönüşüm kira sözleşmesini otomatik bitirmez.
  • Kiracıyı çıkarmak uygulamada ev sahibine düşer — aksini istiyorsanız müteahhit sözleşmesine yazdırın.
  • Proje boyunca kira geliriniz durur. Kira kaybı karşılığı ve gecikme maddesi sözleşmede olsun.
  • Kira yardımının kime çıkacağı idareye göre değişir; belediyeden bizzat teyit alın.

Kentsel dönüşüm yazılarının neredeyse tamamı, dairesinde kendisi oturan maliki varsayarak yazılıyor. Oysa özellikle büyük şehirlerde çok sayıda kat maliki dairesinde oturmuyor; daireyi kiraya vermiş, düzenli bir gelir elde ediyor, belki de o gelirle bir krediyi kapatıyor. Bina dönüşüme girdiğinde bu malikin karşısına, kendi evinde oturan komşusunun hiç yaşamadığı bir dizi sorun çıkıyor: kiracıyı kim çıkaracak, duran kira gelirinin karşılığı ne olacak, depozito ne olacak, yeni bina bitince eski kiracı geri dönecek mi?

Bu yazı tam olarak o maliki, yani ev sahibini anlatıyor. Kiracının hangi haklara sahip olduğunu ve tahliyenin hukuki mekaniğini burada tekrar anlatmayacağım; onlar için kentsel dönüşümde kiracının durumu yazımız daha doğru adres. Buradaki odak şu: siz ev sahibi olarak neyin sorumlususunuz ve bu iş cebinize nasıl yansıyor?

Aslında iki ayrı sözleşmeniz var, bunu karıştırmayın

Kiracılı dairesi olan maliklerin en pahalıya patlayan hatası bu ayrımı görmemek. Dönüşüm sürecinde iki bağımsız hukuki ilişki yan yana yürür ve biri diğerini kendiliğinden etkilemez:

  • Sizinle müteahhit arasındaki ilişki: Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, vekaletname, arsa payı, teslim edilecek daire, süre, teminat. Bu ilişkide kiracınızın hiçbir tarafı yoktur; kiracı o sözleşmeyi imzalamaz, ondan pay almaz.
  • Sizinle kiracınız arasındaki ilişki: Kira sözleşmesi, kira bedeli, depozito, süre, tahliye. Bu ilişkide de müteahhidin hiçbir tarafı yoktur; müteahhit kiracınızın kiraya vereni değildir.

Sahada duyduğum cümle şu: "Bina yıkılacak, kira sözleşmesi de kendiliğinden biter." Böyle çalışmıyor. Kira ilişkisinin sona ermesi kira hukukunun kendi kurallarına tabidir; kira hukukunda tahliye sebepleri ve bunlara bağlı usuller, süreler vardır ve hangisinin sizin durumunuza uyduğunu ancak sözleşmenizi ve belgelerinizi gören bir avukat söyleyebilir. Bina hakkında riskli yapı süreci işliyor olması bu işi kolaylaştırabilir, ama "kolaylaştırmak" ile "kendiliğinden bitmek" arasında büyük fark var.

Bu ayrımı anlamayan malik iki taraftan da sıkışıyor. Bir yandan müteahhit "daireyi boş teslim edin, ben yıkımı başlatacağım" diyor; diğer yandan kiracı "benim sözleşmem duruyor, hakkım var" diyor. Ortada kalan siz oluyorsunuz. O yüzden dönüşüm konuşulmaya başlandığı gün yapılacak ilk iş: kira sözleşmenizi çıkarıp okumak ve avukatınıza göstermek.

Kiracıyı çıkarmak kimin işi?

Kısa cevap: uygulamada sizin. Uzun cevap: değiştirilebilir. Kira sözleşmesinin tarafı müteahhit değil, siz olduğunuz için kiracıya karşı hukuki adımları atabilecek kişi de sizsiniz. Müteahhitlerin büyük çoğunluğu sözleşme yaparken daireleri boş teslim almayı bekler; şantiyeyi kurmak, yıkım ruhsatı sürecini işletmek ve binayı tamamen boşaltmak için buna ihtiyaçları vardır. Bu yüzden birçok sözleşmede "maliklerin dairelerini şu tarihe kadar boş ve tahliye edilmiş şekilde teslim edeceği" yönünde bir madde bulunur, siz fark etmeseniz bile.

İşte burada pazarlık payınız var. Sözleşmeye, kiracıların tahliyesine ilişkin sürecin yürütülmesinin ve buna bağlı masrafların müteahhide ait olduğuna dair bir madde eklenmesini talep edebilirsiniz. Binada kiraya verilmiş daire sayısı fazlaysa bu talep genelde kabul görür, çünkü müteahhit de boş bina teslim almak ister ve bu işi organize etmeye alışkındır. Neyin bu maddeye dahil olduğunu tek tek yazdırın: hukuki masraflar, kiracıya ödenecek taşınma desteği, varsa anlaşmalı çıkış bedeli, süreç uzarsa doğacak kayıp.

Sözleşmede böyle bir madde yoksa yük tamamen sizin üzerinizde kalır ve bu yük sadece paradan ibaret değildir: zaman, telefon trafiği, avukat randevusu, belki mahkeme. Üstelik siz kiracıyı çıkaramadığınız için bina boşalmazsa, gecikmenin faturası da size çıkarılabilir. Tahliye sürecinin nasıl işlediğini, tahliye taahhütnamesi ve riskli yapı tebligatı yazımızda, iş yargıya taşındığında ne olduğunu ise tahliye davası yazımızda bulabilirsiniz. Riskli yapı kararı sonrası binanın boşaltılmasına ilişkin genel akış için riskli yapıda tahliye ve yıkım yazımıza bakabilirsiniz. Burada tekrar etmeyeceğim; benim vurgulamak istediğim nokta şu: bu iş kendiliğinden olmuyor ve birinin yapması gerekiyor. O birinin kim olacağını sözleşme imzalanmadan önce belirleyin.

Kira geliriniz duracak: bunu baştan planlayın

Kendi evinde oturan malik dönüşümde kira öder. Kiraya vermiş malik ise kira almayı bırakır. İkisi de nakit akışına dokunur ama ikincisi daha sinsi, çünkü giden bir gider değil, gelmeyen bir gelirdir ve insanlar gelmeyen geliri bütçelerken hep hafife alır.

Şunu net görün: daireniz boşaldığı andan yeni dairenin kiraya verilebileceği ana kadar geçen sürede o daireden hiçbir gelir elde etmeyeceksiniz. Bu süre yıkımdan önceki boşaltma dönemini, inşaat dönemini, teslim sonrası eksik işlerin tamamlanmasını ve yeni kiracı bulma süresini kapsar. Yani sadece "inşaat kaç ay sürer" sorusunun cevabı değil, ondan uzun bir dönemdir. Projelerin gerçekte ne kadar sürdüğü konusunda gerçekçi bir çerçeve için kentsel dönüşüm ne kadar sürer yazımıza göz atın.

Bu gelirin üstüne kurulmuş bir borcunuz varsa, mesela o daire için çekilmiş bir konut kredisini kira geliriyle ödüyorsanız, tablo ciddileşir. Kira durur ama taksit durmaz. Bu durumdaki maliklerin dönüşüme başlamadan önce yapması gereken şey, sürecin tamamı için ayrı bir nakit planı kurmaktır. Nereden kaynak bulunabileceğini malik finansmanı yazımızda ayrıntısıyla anlattım.

Peki bu kaybı müteahhide yansıtabilir misiniz? Evet, talep edilebilir ve pek çok projede kabul ediliyor. Uygulamada iki model görülüyor: proje boyunca aylık ödenen bir kira kaybı bedeli ya da baştan belirlenmiş toplu bir ödeme. Hangisini seçerseniz seçin, sözleşmede şu üç şeyin yazılı olması şart:

  1. Bedel ve ödeme takvimi: Ne kadar, ne sıklıkla, hangi tarihte ve nasıl ödenecek. Elden ödeme yerine banka kanalı kullanın, kayıt kalsın.
  2. Başlangıç ve bitiş anı: Ödeme hangi tarihte başlıyor (daireyi boşalttığınız gün mü, yıkım günü mü?) ve hangi anda bitiyor (teslim tarihi mi, iskan mı, dairenin kiraya verilebilir hale geldiği an mı?).
  3. Gecikme hali: Bu en çok atlanan madde. Proje sözleşmedeki süreyi aşarsa ödeme aynı şekilde devam edecek mi, artacak mı? Bu yazılmazsa gecikmenin bütün yükü sessizce size geçer.

Ve tabii bu vaadin arkasında bir güvence olması gerekir. Sözde kalan bir taahhüdün değeri yoktur; müteahhitten hangi güvenceleri isteyebileceğinizi müteahhit teminatı yazımızda okuyun.

Kira yardımı size mi çıkar, kiracınıza mı?

Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı olduğunu iddia eden herkese şüpheyle bakın. Kira yardımı uygulaması genel olarak, dönüşüm nedeniyle taşınmak zorunda kalan ve hak sahipliği koşullarını sağlayan kişiye göre değerlendiriliyor. Bunun pratik sonucu şu: kendi dairesinde oturan malik ile dairesini kiraya vermiş malik aynı yerde durmuyor. Kendi evinde oturan malik dönüşüm nedeniyle fiilen evinden çıkıyor ve kiraya çıkıyor; dairesini kiraya vermiş malik ise zaten başka bir yerde yaşıyor.

İkinci nokta: kiracınızın da kendi adına başvuru hakkı olabilir. Yani yardım otomatik olarak size değil, taşınmak zorunda kalan kişiye yönelebilir. Bu, ev sahibi maliklerin en çok şaşırdığı yerlerden biri; "daire benim, yardım da benim" varsayımı her zaman doğru çıkmıyor.

Üçüncü ve en önemli nokta: koşullar, belge listesi ve başvuru usulü idareden idareye ve dönemden döneme değişebiliyor. Bu yüzden bu konuda internetten okuduğunuz hiçbir şeye, bu yazı dahil, kesin bilgi muamelesi yapmayın. Kendi ilçenizdeki belediyenin ya da ilgili idarenin kentsel dönüşüm birimine gidin, durumunuzu "dairem kirada, ben başka yerde oturuyorum" diye net anlatın ve teyit alın. Genel çerçeveyi kira yardımı kimler alabilir yazımızda bulabilirsiniz; kendi oturma düzeninizi kurmanız gerekiyorsa süreçte nerede oturulur yazımız da işinize yarar.

Depozito, aidat, faturalar: küçük görünen büyük kavgalar

Tahliye günü yaklaştığında gündeme gelen kalemler bunlar ve dönüşümün büyüklüğü yanında önemsiz görünüyorlar. Gerçekte ise ev sahibi ile kiracı arasındaki ilişkiyi en çok bozan konular tam olarak bunlar. Sırayla gidelim.

Depozito

Kiracı çıkarken depozitonun iadesi gündeme gelir. Dönüşüm süreci bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz; bina yıkılacak diye depozito kendiliğinden sizde kalmaz. İade edip etmeyeceğiniz, ne kadar keseceğiniz ve neyi gerekçe göstereceğiniz kira sözleşmenize ve dairenin tahliyedeki durumuna bağlıdır. Kesinti yapacaksanız gerekçesini yazılı olarak bildirin.

Son dönem faturaları ve aidat

Elektrik, su, doğalgaz ve varsa aidat borçları tahliye anında kapatılmış olmalı. Çünkü bina boşaldıktan sonra bu abonelikleri kapatmak ve borçları temizlemek malik olarak size kalır. Kiracıdan tahliye günü son endeks değerlerini ve ödenmiş fatura dekontlarını isteyin; abonelik kapatma işlemlerinin kimin tarafından yapılacağını konuşup yazıya dökün.

Hasar ve tutanak

"Nasılsa yıkılacak" düşüncesiyle dairenin durumuna bakmadan anahtarı almayın. Bina yıkılacak olsa bile, kiracının bıraktığı hasar sözleşmeden doğan bir konudur ve depozito mahsubunu doğrudan etkiler. Daha önemlisi: anahtarı teslim aldığınızda dairenin durumunu tespit eden bir tutanak yoksa, sonradan yaşanacak her tartışmada elinizde hiçbir belge olmaz.

Bu yüzden tahliye günü mutlaka iki taraflı imzalı bir tutanak tutun. İçinde şunlar olsun: tahliye tarihi, teslim edilen anahtar sayısı, sayaç endeksleri, ödenmiş ve kalan borçlar, dairede tespit edilen durum, depozitoya ilişkin mutabakat ve tarafların imzası. Yanına birkaç fotoğraf ekleyin. Toplamda yirmi dakikanızı alan bu iş, sonradan çıkacak tartışmaların büyük bölümünü baştan bitirir. Sürecin diğer cepten çıkan kalemlerini görmek için malik masrafları yazımıza bakın.

Anlaşmalı çıkış neden çoğu zaman en ucuz yol?

Ev sahiplerinin bir kısmı bu işi baştan bir çatışma olarak kurguluyor: ihtar, avukat, dava. Bazen gerçekten gerekiyor. Ama deneyimimize göre vakaların çoğunda anlaşmalı çıkış, hem daha hızlı hem daha ucuz sonuç veriyor. Nedeni basit: yargı yolu belirsiz sürelidir ve o süre boyunca bina boşalmaz, proje başlamaz, herkes bekler.

Bir de görünmeyen maliyet var. Mahkeme süreci sadece avukat ve yargılama gideri demek değil; aynı zamanda binanın tamamının gecikmesi, komşularınızın size kızması ve müteahhitle ilişkinizin gerilmesi demek. Binada boşalmayan tek daire sizinkiyse, gecikmenin sorumlusu olarak da siz görülürsünüz.

Anlaşmalı çıkışta işe yarayan üç şey var:

  • Erken ve dürüst haber vermek. Kiracınıza süreci duyduğunuz gün söyleyin. İnsanlar kötü haberden çok, geç haberden rahatsız oluyor. Erken haber alan kiracı yeni yer arayacak zamanı bulur.
  • Makul süre ve taşınma desteği önermek. Kiracının yeni bir ev bulup taşınması gerçek bir yüktür. Nakliye ve taşınma giderine katkı gibi bir destek çoğu zaman aylarca sürecek bir çekişmeyi baştan bitirir. Bu desteğin müteahhide ait olmasını sözleşmeye yazdırdıysanız zaten cebinizden çıkmaz.
  • Yazılı protokol yapmak. Ne konuştuysanız kağıda dökün: çıkış tarihi, depozitonun durumu, verilecek destek, faturaların kapatılması ve varsa yeni binaya dönüş konusundaki niyet. Metnin hukuken doğru kurulması için avukatınıza yazdırın.

Binada birden fazla kiracılı daireniz varsa bu iş tek tek yürütülemeyecek kadar büyür; o durumda hepsini tek bir plan altında yönetmeniz gerekir. Bu senaryo için binada birden fazla dairesi olan malik yazımız daha ayrıntılı bir çerçeve sunuyor.

Yeni bina teslim olduğunda ne değişir?

Teslim günü geldiğinde ev sahibi malikin gündemi, kendi evinde oturacak malikten farklıdır. Sizin sorunuz "ne zaman taşınırım" değil, "bu daireyi ne zaman kiraya verebilirim" sorusudur. Bu iki tarih aynı değildir.

Anahtar teslim edildiği halde eksik işler bitmemişse, ortak alanlar tamamlanmamışsa ya da abonelikler bağlanmamışsa daireniz fiilen kiraya verilebilir durumda olmaz. Bu da kira gelirinizin başlamasını haftalarca geciktirebilir. Bu yüzden teslim aşamasında eksik iş listesini titizlikle çıkarın ve kira kaybı ödemesinin "dairenin kiraya verilebilir hale gelmesine" kadar sürmesini sözleşmeye baştan yazdırın. Bu tek cümle, teslim sonrası en sık yaşanan gerilimi çözer.

Eski kiracınıza dönelim. Yeni binada aynı kiracıyla devam etmek istiyorsanız bunu net anlayın: eski sözleşme sona erdiyse yapacağınız şey yeni bir sözleşme kurmaktır. Eski kira bedeli, eski şartlar ve eski süre geri gelmez. Yeni daire büyümüş, yenilenmiş ve muhtemelen farklı bir kira aralığına oturmuştur; bedeli buna göre belirlersiniz. Kiracınıza dönüş sözü verdiyseniz bunu tahliye protokolünde yazılı hale getirin, ama neyin söz verilip neyin verilmediğini de açıkça yazın: dönme imkanı mı veriyorsunuz, yoksa belirli bir bedelden kiralama taahhüdü mü? İkisi çok farklı şeyler ve karıştırıldığında teslim günü tartışma çıkıyor.

Özet

Toparlayalım. Kiraya verdiğiniz dairede dönüşüm başladığında iki ayrı sözleşmenin arasında duruyorsunuz ve dönüşüm bunlardan sadece birini kuruyor; kira ilişkisi kendi kurallarına göre sona eriyor. Kiracının çıkarılması uygulamada size düşer, ama tahliye ve masraflarının müteahhide ait olduğunu sözleşmeye yazdırma imkanınız var; bunu pazarlık masasında konuşun. Para tarafında en büyük kalem duran kira geliriniz: kira kaybı karşılığını, ödeme takvimini ve gecikme halinde ne olacağını mutlaka yazılı hale getirin. Kira yardımının kime çıkacağı idareye göre değişir, belediyeden bizzat teyit alın. Tahliye günü tutanak tutmak, depozito ve fatura tartışmalarının çoğunu baştan bitirir. Anlaşmalı çıkış genelde mahkemeden hem hızlı hem ucuzdur. Teslimde ise sorunuz "ne zaman taşınırım" değil, "ne zaman kiraya verebilirim" olmalı. Son not: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; kira hukuku kişiye ve sözleşmeye özeldir, adım atmadan önce mutlaka bir avukata danışın ve kira yardımı gibi idari konuları belediyenizden teyit ettirin.

İlgili rehberler:

Sıkça Sorulan Sorular

›Kiracımı çıkarmak müteahhidin işi mi, benim işim mi?

Kanunen kira sözleşmesinin tarafı müteahhit değil sizsiniz; bu yüzden uygulamada kiracının çıkarılması ev sahibine düşer ve müteahhitlerin çoğu daireyi boş teslim almayı bekler. Ancak bu değiştirilemez bir kural değildir. Müteahhitle imzalayacağınız sözleşmeye tahliye sürecinin yürütülmesinin ve buna bağlı masrafların müteahhide ait olduğuna dair bir madde koydurabilirsiniz. Böyle bir madde yoksa yük tamamen sizin üzerinizde kalır. Bu konuyu sözleşme imzalanmadan önce, pazarlık masasındayken konuşun.

›Dönüşüm süresince kaybettiğim kira gelirini kimden isteyebilirim?

Otomatik olarak kimseden isteyemezsiniz; bu talebin sözleşmede yazılı olması gerekir. Uygulamada kiraya verilmiş daireler için müteahhitten kira kaybına karşılık aylık ödeme ya da toplu bir bedel talep edilebiliyor ve pek çok projede bu kabul ediliyor. Önemli olan tutarın, ödeme takviminin ve işin gecikmesi halinde ödemenin devam edip etmeyeceğinin sözleşmede açıkça yazılmasıdır. Gecikme maddesi yoksa proje uzadığında geliriniz durur ama karşılığında hiçbir şey alamazsınız.

›Kira yardımını ev sahibi mi kiracı mı alır?

Bu tek cümlelik bir cevabı olan konu değil. Genel uygulamada kira yardımı, taşınmak zorunda kalan ve hak sahipliği koşullarını sağlayan kişiye göre değerlendirilir; yani kendi dairesinde oturan malik ile dairesini kiraya vermiş malik aynı sonuçla karşılaşmayabilir. Kiracının da kendi adına başvuru hakkı olabilir. Koşullar ve başvuru usulü idareye göre farklılık gösterdiği için tek doğru yol, kendi ilçenizdeki belediye veya ilgili idare birimine giderek durumunuzu bizzat teyit ettirmektir.

›Yeni bina bitince eski kiracım geri dönebilir mi?

Eski kira sözleşmesi tahliyeyle sona erdiyse, aynı kiracıyla yeniden anlaşmak yeni bir sözleşme kurmak demektir; eski şartlar kendiliğinden devam etmez. Kira bedelini yeni binanın ve güncel piyasanın koşullarına göre yeniden belirlersiniz. Kiracıya geri dönme sözü verdiyseniz bunu tahliye sırasında yazılı protokole bağlamanız, hem kiracıyı rahatlattığı hem de sizi ileride tartışmadan koruduğu için faydalıdır. Sözlü söz uygulamada çok sık unutuluyor.

İlgili araçlar & hesaplayıcılar

Haber bülteni

Yeni rehberler çıkınca haber alın

Bu yazı gibi pratik kentsel dönüşüm rehberleri yayınlandığında size mail atalım. Ayda 2-4 mail, spam yok.

Binanız için firma mı arıyorsunuz?

Ücretsiz başvurunuzu bırakın; bölgenizde kentsel dönüşüm yapan anlaşmalı inşaat firmalarıyla eşleştiğinde size dönüş yapılır. Bağlayıcılık yok, karar her zaman sizin.

İlgili yazılar

Ücretsiz Teklif Al