Kat Maliki Rehberi
Müteahhitsiz Kentsel Dönüşüm 2026 — Malikler Binayı Kendi Yaptırabilir mi?
Müteahhide daire vermeden, malikler kendi binasını yaptırabilir mi? Yapsat modeli ile kendi yap modelinin farkı, parayı kimin koyacağı, kimin müteahhit yerine geçeceği, riskin nereye taşındığı ve bu yolun kimler için gerçekten mantıklı olduğu. Kat maliki için 2026 rehberi.
Hızlı Cevap
Evet, hukuken mümkündür: malikler kendi arsalarında yapı ruhsatı alıp binayı kendileri yaptırabilir. Ama 'müteahhitsiz' yanlış bir kelime. Müteahhitten kurtulmuyorsunuz, müteahhidin işini siz üstleniyorsunuz. Rol ortadan kalkmıyor, el değiştiriyor. Kat karşılığı modelde müteahhit parayı ve riski koyar, karşılığında daire alır. Kendi yaptığınızda parayı siz koyar, riski siz taşır, karşılığında o daireleri vermezsiniz. Yani asıl soru 'daire mi vereyim' değil, 'parayı ve riski taşıyabilir miyim'. Bu yol az sayıda malikli (2-6), birbirini tanıyan, nakit gücü ya da kredi kapasitesi olan, içinde inşaat bilen biri bulunan ve acelesi olmayan gruplarda çalışır; kalabalık apartmanlarda genelde çalışmaz. Çoğu malik için asıl doğru cevap üçüncü yoldur: müteahhitle anlaşın ama süreci bağımsız bir teknik danışmanla profesyonelce denetleyin.
Vakit yoksa, bilmeniz gereken 4 şey
- Evet, mümkün. Ama "müteahhitsiz" değil: müteahhidin işini siz üstleniyorsunuz. Rol el değiştiriyor, yok olmuyor.
- Müteahhit parayı ve riski koyduğu için daire alıyor. Kendiniz yaparsanız parayı da riski de siz taşırsınız.
- Gerçek soru "daire mi vereyim" değil, "parayı ve riski taşıyabilir miyim".
- Genelde doğru cevap orta yol: müteahhit yapsın, siz bağımsız teknik danışmanla denetleyin.
Her binada mutlaka biri söyler. Toplantının ortasında, genelde teklifler masaya geldikten hemen sonra: "Yahu biz bu adama neden üç daire veriyoruz? Arsa bizim, para da bulunur; kendimiz yapsak daha iyi değil mi?" Salon bir an sessizleşir, sonra herkes birbirine bakar. Kimisi "doğru söylüyor" der, kimisi "bize göre değil" der ve konu genelde orada kapanır. Kapanmaz aslında; sadece ertelenir.
Bu yazıda o soruyu ne romantikleştirmeden ne de baştan reddederek cevaplayacağım. Çünkü ikisi de yanlış. Yol gerçekten var, insanlar gerçekten yapıyor ve bazıları için gerçekten daha iyi bir sonuç veriyor. Ama bedeli var ve o bedel çoğu binada konuşulmuyor bile. Önce en önemli düzeltmeyle başlayalım, çünkü bütün mesele oradan çözülüyor.
"Müteahhitsiz" yanlış kelime
Evet, hukuken mümkün. Kendi arsanızda yapı ruhsatı alıp binanızı yaptırabilirsiniz. Kanun size "arsanız var ama bina yapamazsınız, gidin bir müteahhit bulun" demiyor. Buraya kadar sorun yok.
Sorun kelimede. "Müteahhitsiz yaparız" cümlesi, ortada müteahhidin yaptığı bir iş varmış ve o iş silinecekmiş gibi bir his veriyor. Öyle değil. Müteahhitten kurtulmuyorsunuz; müteahhidin işini siz üstleniyorsunuz. Rol ortadan kalkmıyor, el değiştiriyor. O rolü artık siz oynayacaksınız ve sabah dokuzdan akşam altıya kadar oynayacaksınız.
Bunu somutlaştırayım. Müteahhit sizin binanızda tam olarak ne yapıyor? Projeyi çizdiriyor, ruhsatı alıyor, yapı denetim firmasıyla sözleşme yapıyor, şantiye şefini atıyor, kalıpçıyı, demircisini, betoncusunu, sıvacısını, doğramacısını buluyor ve pazarlık ediyor, malzemeyi alıyor, işçinin SGK'sını yatırıyor, iş güvenliğini kuruyor, belediyeyle uğraşıyor, komşu binayla uğraşıyor, hava muhalefetiyle uğraşıyor, çimento zamlanınca aradaki farkı buluyor ve bütün bunları yaparken sizin kiranızı ödüyor. Siz "kendimiz yaparız" dediğinizde bu listenin tamamını devralıyorsunuz. Tek bir maddesini bile devralmadan bırakamazsınız.
Ruhsatın kimin adına, hangi yetki belgesiyle düzenleneceği ayrı bir konu ve burada kesin konuşmayacağım. Kendi yapısını yaptıran malikler için mevzuatta bazı özel durumlar ve şartlar bulunuyor, ancak bunun nasıl uygulandığı belediyenize ve yürürlükteki mevzuata göre değişiyor. Bu yolu ciddi ciddi düşünüyorsanız ilk adımınız internette cevap aramak değil, doğrudan ilçe belediyenizin imar müdürlüğüne gidip "biz malikler olarak kendi binamızı yaptırmak istiyoruz, ruhsat için bizden ne isteniyor" diye sormak olmalı. Aldığınız cevap binanızın hikâyesini baştan değiştirebilir.
İki modelin gerçek farkı: parayı kim koyuyor?
Kat karşılığı modeli çoğu insan yanlış anlıyor. Sanılıyor ki müteahhit gelip "bana üç daire verin, ben de size bina yapayım" diyor ve bu bir tür haraç. Değil. O üç dairenin bir karşılığı var ve karşılık çok net.
Müteahhit parayı ve riski koyar, karşılığında daire alır. Cümlenin tamamı bu. İnşaatın bütün finansmanını o taşır, işler sarpa sararsa zararı o yazar ve emeğini o verir. Aldığı daireler bunun bedelidir. Modelin mantığını ve alternatiflerini hasılat paylaşımı mı kat karşılığı mı yazımızda ayrıntısıyla anlattım.
Şimdi diğer modele bakalım. Kendiniz yaptığınızda parayı siz koyarsınız, riski siz alırsınız ve karşılığında o daireleri vermezsiniz. Denklem simetrik. Kazandığınız şey daireler, ödediğiniz şey para ve risk. Bedava bir şey yok, sadece takas değişti.
İşte bu yüzden toplantıda sorulan soru yanlış soru. "Müteahhide daire mi vereyim" diye sormayın. Şunu sorun: "Parayı ve riski ben taşıyabilir miyim?" Cevabınız net bir evetse bu yolu konuşmaya değer. Cevabınız "valla bir bakarız, hallederiz" ise konuşmaya değmez, çünkü inşaat "hallederiz"i affetmiyor.
Kendi yapmak neyi gerektiriyor?
Soyut konuşmayı bırakıp somut listeye geçelim. Kendi yaptıracaksanız şu dört başlığın dördünü birden çözmek zorundasınız. Üçünü çözüp dördüncüsünü boşlarsanız bina yarım kalır.
1. Finansman: inşaat bitene kadar para lazım
En zoru burası ve genelde en son düşünülen yer burası. Kendi yaptığınızda paranın nereden geleceğine bakın: müteahhidin sermayesi yok, çünkü müteahhit yok. Hakediş yok, çünkü kimseye iş yaptırıp ödeme alan taraf değilsiniz; ödeyen taraf sizsiniz. Satıştan gelen para da yok, çünkü dairelerin hepsi zaten sizin; satacak bir şey yok ki nakit girsin.
Yani inşaat başladığı günden bittiği güne kadar para sadece dışarı akar. Üstelik siz bu süre boyunca kirada oturuyorsunuz; yani bir yandan inşaatı finanse ederken bir yandan kira ödüyorsunuz. Müteahhitli modelde bu iki yükün de büyük kısmı karşı taraftaydı.
Bu modeli pratikte mümkün kılan şey büyük ölçüde devlet destekleridir. Malike doğrudan kullandırılan kentsel dönüşüm kredileri, tam olarak bu boşluğu doldurmak için var: inşaat süresince nakit akışı sağlıyor ve "müteahhit olmadan bu işi nasıl finanse ederim" sorusunun tek gerçekçi cevabı çoğu zaman bu oluyor. Şartlar, vade ve başvuru süreci için İADŞP kredisi başvuru rehberimize bakın. Ama bir uyarı: destek bir hediye değil, bir borçtur. Kendi yaptığınızda o borç sizin sırtınızdadır ve inşaat bitmese bile taksit işlemeye devam eder.
2. Yetki ve belge: ruhsat kimin adına?
Yapı ruhsatı olmadan bir tuğla bile koyamazsınız. Ruhsat sürecinde yapı sahibi, yüklenici, proje müellifi ve yapı denetim tarafları tanımlıdır ve bunların doldurulması gerekir. Kendi yaptıran malikler için mevzuatta belirli şartlar ve özel durumlar var; ancak bunlar yapının niteliğine, kat sayısına, alanına ve belediyenin uygulamasına göre değişebiliyor.
Burada kimsenin size internetten kesin cevap vermesine izin vermeyin, ben de vermiyorum. "Şu kadar katın altında belge istenmez" tarzı cümleleri duyduğunuzda ciddiye almayın; bu tür bilgiler hem değişiyor hem de belediyeden belediyeye farklı uygulanıyor. Tek güvenilir kaynak imar müdürlüğünüz ve konuyla ilgilenen bir mühendis/mimar. Bu görüşmeyi yapmadan diğer üç maddeyi konuşmak boşuna, çünkü ruhsat çıkmazsa hiçbiri işe yaramaz.
3. Teknik yönetim: bu tam zamanlı bir iş
İnşaatta zorunlu roller var ve bunlar tercih meselesi değil. Şantiye şefi zorunlu. Yapı denetim kuruluşu zorunlu. Bunları atlayamazsınız, atlarsanız ruhsat da iskân da alamazsınız. Yani "kendimiz yaparız" derken bile mühendis maaşı ve denetim bedeli listede duruyor.
Asıl yük ise zorunlu olmayan ama kaçınılmaz olan kısımda. Kalıpçıyı kim bulacak? Fiyatı kim pazarlık edecek? Demir ne zaman, kaç ton, hangi firmadan gelecek ve parası ne zaman ödenecek? Beton dökümü sabaha ayarlandı, mikser gelmedi, ne yapacaksınız? İşçilerin SGK bildirimini kim yapacak? İş güvenliği malzemesini kim alacak, eğitimi kim verdirecek?
Bunlar tek tek küçük işler ama toplamı tam zamanlı bir meslek. Sahada gördüğüm en yaygın hata şu: emekli bir malik "nasılsa vaktim var, ben takip ederim" diyor ve altı ay sonra tükeniyor. Vakit yetmiyor; çünkü mesele vakit değil, tecrübe. Daha önce hiç taşeronla çalışmamış birinin ilk şantiyesi kendi evi olmamalı.
4. Ortak karar: on iki kişi nasıl karar verecek?
Bu madde diğer üçünü hep gölgede bırakır. Diyelim ki paranız var, ruhsatınız çıktı, mühendisiniz hazır. On iki malik, her seramik seçiminde, her taşeron kararında, her ek harcamada oybirliği arayamaz. İnşaat böyle yürümez; inşaatta karar günlük verilir ve beklemez.
Yani birinin tam yetkiyle yönetmesi gerekir. Ortak hesaptan para çekebilen, sözleşme imzalayabilen, "bu taşeronla çalışmıyoruz" diyebilen bir kişi. Ve işte tam burada iş hukuktan çıkıp güvene dönüşüyor. O kişi kim olacak? On iki malikin on ikisi de o kişiye, kendi hayatının en büyük parasını harcarken güvenebilecek mi? Altıncı ayda "bu adam nereye harcadı bu parayı" diyen biri çıkarsa ne olacak?
Bu yapıyı kurmadan başlamayın. Malik birliğinin nasıl organize edileceğini, yetkinin nasıl tanımlanacağını ve ortak karar mekanizmasını komşularla anlaşma ve malik birliği yazımızda anlattım. Kendi yaptıracaksanız o yazı sizin için opsiyonel değil, ön şart.
Şimdi dürüst konuşalım: riskler nereye gidiyor?
Bu bölümü atlamayın. Yukarıdakiler işin lojistiği; asıl karar burada veriliyor. Kendi yaptığınızda müteahhidin taşıdığı risklerin tamamı birebir size geçiyor. Tek tek sayayım.
Maliyet artışı artık sizin probleminiz. Müteahhitli modelde demir zamlandığında bu onun derdiydi; sözleşme sabitse aradaki farkı o yutuyordu. Kendi yaptığınızda o fark doğrudan cebinizden çıkar. Bütçenizin üstüne çıkarsanız kimseye fatura kesemezsiniz; cebinize bakarsınız.
İş uzarsa kirayı siz ödersiniz. Müteahhitli sözleşmelerde kira yardımı ve gecikme cezası maddeleri vardır; iş uzadığında müteahhit ödemeye devam eder ve bu ona baskı yapar. Kendi yaptığınızda gecikmenin cezasını kesecek kimse yok. Altı ay uzarsa altı ay daha kira ödersiniz ve kimseye kızamazsınız.
Taşeron işi yarım bırakırsa davayı siz açarsınız. Sıvacı avansı alıp kaybolursa, müteahhitli modelde bu müteahhidin başının derdiydi; sizin haberiniz bile olmazdı. Şimdi avukat tutacak, dava açacak, o arada yeni sıvacı bulacak ve ikinci kez ödeyeceksiniz.
İş kazası olursa sorumluluk sizde. Bu maddeyi özellikle kalın harflerle okumanızı istiyorum. Şantiyede bir işçi yaralanırsa ya da daha kötüsü olursa, hukuki ve cezai sorumluluğun muhatabı işi üstlenen taraftır. Kendi yaptığınızda o taraf sizsiniz. Bu, para kaybetmekten farklı bir şeydir.
Komşu binaya hasar verilirse muhatap sizsiniz. Yıkım ve kazı sırasında yan binanın duvarı çatlarsa kapınızı komşunun avukatı çalar. Bu süreç hiç de nadir değil; ne olduğunu ve nasıl yürüdüğünü komşu bina hasarı yazımızda anlattım. Okuyun ve "bunu ben mi göğüsleyeceğim" diye kendinize sorun.
Ve en önemlisi, hepsinden önemlisi: on iki malikin ortaklığı inşaat bitmeden kavgaya dönerse bina yarım kalır ve kimse imdada gelmez. Müteahhit olsa, kavga etseniz bile o binayı bitirmek zorundadır; çünkü bitmezse kendi daireleri de olmaz. O çıkarın kaldıraç etkisi muazzamdır ve kendi yaptığınızda o kaldıraç yoktur. Yarım kalmış, çatısı örtülmemiş bir betonarme iskeletin başında birbirine küsmüş on iki insan; sahada gördüğüm en acı manzara budur.
Peki bu yol kime mantıklı?
Şimdiye kadar hep zorlukları anlattım, ama en başta söylediğimi tekrar edeyim: bu yol gerçekten var ve bazı gruplarda gerçekten iyi sonuç veriyor. Net kriterler vereyim. Şu maddelerin çoğu sizde varsa masaya yatırmaya değer:
- Az sayıda malik (2-6). Karar hızı her şeydir. İki kardeş, dört ortak, bir aile. Kalabalık arttıkça bu yol çöker.
- Birbirini gerçekten tanıyan ve güvenen bir grup. "Merhabalaşırız" yetmez. Birinin diğerinin adına yüz binlerce liralık harcama yapacağı bir güven seviyesinden bahsediyorum.
- Nakit gücü olan ya da krediyi taşıyabilen. İnşaat bitene kadar aksamayacak bir kaynak. "Bulunur bir şekilde" bir kaynak değildir.
- İçlerinde inşaat/mühendislik bilen biri olan. Bu neredeyse belirleyici. Ailede bir inşaat mühendisi, bir mimar ya da sahayı bilen biri varsa denklem tamamen değişir.
- Arsanın emsali iyi olan. Yeni binada çıkacak metrekare, katlanacağınız yükü karşılamalı.
- Acelesi olmayan. Kendi yaptırmak neredeyse her zaman daha uzun sürer. Sabrınız yoksa baştan girmeyin.
En temiz senaryo ise müstakil ev ya da tek malikli yapılardır. Orada ortak karar sorunu diye bir şey yoktur; para sizin, karar sizin, risk sizin. Kendi yaptırmanın en çok anlam kazandığı yer burasıdır ve detayını müstakil ev ve tek malik yazımızda ele aldım.
Kime mantıksız? (Bunu duymak istemeyeceksiniz)
Şimdi de listenin diğer yüzü. Şunlar sizdeyse bu tartışmayı uzatmayın:
- On beş ve üzeri malikli apartman. Karar mekanizması kilitlenir. Her harcamada tartışma çıkar.
- Malikler birbirini tanımıyor. Bazıları kiracıda, bazıları şehir dışında, bazısı mirasçı. Ortak hesap kuramazsınız.
- Nakit yok. "Krediyle hallederiz" cümlesinin arkasında hesap yoksa, o cümle bir plan değil bir dilek.
- Kimsenin vakti yok. Herkesin işi var, kimse şantiyeye çıkamaz. O zaman şantiyeyi kim yönetecek?
Bu binalarda "kendimiz yaparız" tartışması genelde şöyle biter: iki üç yıl konuşulur, birkaç fizibilite yapılır, birkaç toplantı yapılır, kimse parayı ortaya koymaz, kimse sorumluluğu almaz ve sonunda yine müteahhitle anlaşılır. Kaybedilen şey sadece zaman değil; o arada bina daha da eskir, maliyetler artar ve o üç yılın kirası da cebinizden gitmiş olur. Fikri masaya koymak iyidir, ama üç ayda karar verin.
Kimsenin konuşmadığı orta yol
Bu tartışma hep iki uçta yapılıyor: ya müteahhide teslim ol ya da her şeyi kendin yap. Oysa arada üçüncü bir seçenek var ve bana sorarsanız çoğu malik için asıl doğru cevap o.
Müteahhitle anlaşın, ama süreci profesyonelce denetleyin. Yani parayı ve riski müteahhit taşısın, siz de kendi adınıza bakan bir gözünüz olsun. Bunun yolu bağımsız teknik danışman / kontrol mühendisi tutmaktan geçiyor: sizin adınıza şartnameyi okuyan, betonu kontrol eden, hakedişi denetleyen, "bu demir projede yazan demir değil" diyebilen bir mühendis.
Neden çoğu malik için doğru cevap bu? Çünkü "kendimiz yaparız" diyenlerin asıl derdi genelde daireyi vermek değil. Asıl dert kontrol kaybı: "adam ne yapıyor bilmiyoruz, ucuz malzeme koyacak, biz de sonradan anlayacağız" korkusu. O korkunun çözümü müteahhidi işten çıkarmak değil, denetimi devralmak. Danışman ücreti, bir daire değerinin yanında son derece küçük bir kalem; buna karşılık size müteahhitli modelin bütün finansman ve risk avantajını korurken, kendi yaptırmanın kontrol hissini veriyor.
Bir de model seçimi var. Kat karşılığı tek seçenek değil; hasılat paylaşımı gibi başka kurgular da var ve bazı arsalarda malik için daha iyi çalışıyor. Hasılat paylaşımı mı kat karşılığı mı yazımızı okuyun; "kendimiz mi yapsak" sorusuna gelmeden önce belki aradığınız cevap oradadır. Çoğu bina, aslında modeli değil, sadece pazarlığı ve denetimi eksik kurguladığı için mutsuz oluyor.
Özet
Toparlayayım. Evet, hukuken mümkün: malikler kendi arsalarında ruhsat alıp binayı yaptırabilir. Ama "müteahhitsiz" yanlış kelime; müteahhidin işini siz üstleniyorsunuz, rol el değiştiriyor. Kat karşılığında müteahhit parayı ve riski koyduğu için daire alır; kendi yaptığınızda o parayı siz koyar, o riski siz taşırsınız. Dolayısıyla asıl soru "daire mi vereyim" değil, "parayı ve riski taşıyabilir miyim". Dört şeyi birden çözmeniz gerekir: finansman (inşaat boyunca nakit, üstelik kirada otururken), ruhsat ve yetki (şartları belediyenize göre değişir), teknik yönetim (şantiye şefi ve yapı denetim zorunlu, geri kalanı tam zamanlı iş) ve ortak karar (birinin tam yetkiyle yönetmesi şart). Bu yol az malikli, birbirine güvenen, nakit gücü olan, içinde inşaat bilen biri bulunan ve acelesi olmayan gruplarda çalışır; en temizi müstakil ev ve tek malikli yapılardır. Kalabalık apartmanlarda genelde yıllarca süren bir zaman kaybıyla biter. Ve unutmayın: aradaki orta yol var. Müteahhit yapsın, siz bağımsız bir teknik danışmanla denetleyin; çoğu malik için asıl doğru cevap bu. Son not: bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; ruhsat şartları, yetki belgesi durumu ve sorumluluk rejimi binanıza ve belediyenize göre değişir. Karar vermeden önce mutlaka ilçe belediyenizin imar müdürlüğünden, bir inşaat mühendisinden ve bir avukattan görüş alın.
İlgili rehberler:
Sıkça Sorulan Sorular
›Kat malikleri müteahhit olmadan binayı kendi yaptırabilir mi?
Hukuken mümkündür; kendi arsanızda yapı ruhsatı alıp binayı yaptırabilirsiniz. Ama 'müteahhitsiz' kelimesi yanıltıcı: müteahhitlik rolü ortadan kalkmaz, sadece el değiştirir. Yapı ruhsatında bir yapı sahibi/yüklenici görünmek zorundadır, şantiye şefi ve yapı denetim zorunludur, taşeronlarla sözleşmeleri biri yapacaktır. Yani müteahhide daire vermezsiniz ama onun yaptığı işi, koyduğu parayı ve taşıdığı riski siz üstlenirsiniz. Ruhsatın hangi şartlarla, kimin adına ve hangi yetki belgesiyle düzenleneceği belediyenize ve yürürlükteki mevzuata göre değişir; ilk adım imar müdürlüğüne sormaktır.
›Kendi yaptırırsak müteahhide daire vermediğimiz için kârlı mı çıkarız?
Kâğıt üzerinde evet, çünkü müteahhide giden daireler sizde kalır. Ama o daireler bedava değildi: müteahhit onların karşılığında inşaatın parasını koyuyor ve maliyet artışı, gecikme, iş kazası, taşeron kaçması gibi risklerin tamamını üstleniyordu. Kendi yaptığınızda o parayı siz koyar, o riskleri siz taşırsınız. Yani doğru soru 'daire mi vereyim' değil, 'parayı ve riski taşıyabilir miyim'. Maliyet öngörünüzden saparsa aradaki farkı cebinizden ödersiniz; müteahhitli modelde bu onun problemiydi.
›Kendi yaptırırken inşaatın parasını nereden buluruz?
En kritik soru bu. Müteahhitli modelde inşaat, müteahhidin sermayesiyle ve satacağı dairelerle finanse edilir. Kendi yaptığınızda ne peşin ödeyen bir alıcı vardır ne de satılacak daire; çünkü daireler zaten sizindir. Üstelik inşaat sürerken kirada oturursunuz. Bu modeli pratikte mümkün kılan şey büyük ölçüde devlet destekleridir; malike doğrudan kullandırılan kentsel dönüşüm kredileri bu boşluğu doldurur. Şartları ve başvuru sürecini İADŞP kredisi rehberimizde ele aldık.
›Kaç malikli binalarda kendi yaptırmak mantıklı olur?
Deneyimimizde bu yol iki ila altı malikli, birbirini gerçekten tanıyan, nakit gücü olan ya da krediyi taşıyabilen ve acelesi olmayan gruplarda çalışır. En temiz senaryo müstakil ev veya tek malikli yapılardır; orada ortak karar sorunu hiç yoktur. On beş ve üzeri malikli apartmanlarda ise bu tartışma genelde yıllarca süren bir zaman kaybıyla biter ve sonunda yine müteahhitle anlaşılır. Çünkü on beş kişi her malzeme alımında oybirliği arayamaz; birinin tam yetkiyle yönetmesi gerekir ve bu da güven meselesidir.
İlgili araçlar & hesaplayıcılar
Binanız için firma mı arıyorsunuz?
Ücretsiz başvurunuzu bırakın; bölgenizde kentsel dönüşüm yapan anlaşmalı inşaat firmalarıyla eşleştiğinde size dönüş yapılır. Bağlayıcılık yok, karar her zaman sizin.
İlgili yazılar
Kat Maliki Rehberi
Kentsel Dönüşümde Komşularla Nasıl Anlaşılır? Malik Birliği Kurma Rehberi 2026
Kentsel dönüşümün en zor kısmı bina değil, komşularla anlaşmaktır. Malik birliğini nasıl kurar, toplantıyı nasıl yönetir, salt çoğunluğu nasıl sağlar ve anlaşmayan malikle nasıl baş edersiniz? Dağınık maliklerden organize bir gruba geçmenin pratik yol haritası — 2026.
Devamını oku
Kat Maliki Rehberi
Kat Maliki İçin Bağımsız Teknik Danışman 2026 — Gerekli mi, Ne İş Yapar, Ne Zaman Tutulur?
Malikler kendi adına bağımsız bir inşaat mühendisi veya mimar tutmalı mı? Yapı denetimden farkı, hangi aşamada ne kontrol ettirilir, kaç malik masrafı bölüşür ve danışman seçerken nelere bakılır. Kat maliki için 2026 teknik denetim rehberi.
Devamını oku
Maliyet & Fiyatlandırma
Hasılat Paylaşımı mı, Kat Karşılığı mı, Arsa Satışı mı? 2026 Malik Model Rehberi
Kentsel dönüşümde malik müteahhitle üç farklı modelde anlaşabilir: kat karşılığı (daire alırsınız), hasılat paylaşımı (satış gelirinden pay alırsınız) ve arsa satışı (peşin çıkarsınız). Üçünün riski, vergisi ve kime uygun olduğu; kat maliki için 2026 karşılaştırma rehberi.
Devamını oku