Kat Maliki Rehberi

Kentsel Dönüşümde KDV: Kat Maliki Ne Öder, Ne Ödemez? (2026)

Kat karşılığı dönüşümde malik yeni dairesi için KDV öder mi? Arsa payı devri KDV'ye tabi mi, müteahhit malike fatura keser mi, fazla metrekare alırsanız ne olur, daireyi sonra satarsanız KDV çıkar mı. Malik gözüyle KDV'nin hangi noktalarda gündeme geldiği.

Yazan: İnşaatpanel Editör Ekibi20 Temmuz 202611 dk okuma

Hızlı Cevap

Kat karşılığı kentsel dönüşümde malik cebinden para vermediği için KDV ile hiç ilgisi olmadığını düşünür, oysa vergi tarafında bu iş bir takas olarak görülür: malik arsa payını verir, müteahhit karşılığında daire teslim eder ve iki yönlü teslim vergisel olarak değerlendirilir. Bu, her malike mutlaka fatura çıkar anlamına gelmez; belirleyici olan malikin faaliyetinin sürekli ve ticari nitelikte olup olmamasıdır, çünkü tek dairesini dönüşüme veren vatandaş ile düzenli taşınmaz alıp satan kişi aynı gözle değerlendirilmez. Malik için KDV asıl olarak payının üstünde bir şey aldığında gündeme gelir: fazla metrekare, ilave daire veya şerefiye farkı için müteahhide para ödüyorsanız o kısım takasın dışında kalan bir alımdır ve ödediğiniz bedelin vergi dahil mi hariç mi olduğu doğrudan cebinizi ilgilendirir. Yeni daireyi sonradan satmak ise ayrı bir başlıktır; orada genelde konuşulan konu KDV değil değer artış kazancıdır ve ikisi karıştırılmamalıdır. Uygulanan oranlar, alan eşikleri ve istisnalar değişebildiği için bu yazıda bilinçli olarak rakam verilmez. Yapmanız gereken, sözleşmeye vergi ve harçların hangi tarafa ait olduğunu yazdırmak, tüm ödeme ve belgeleri saklamak ve kendi durumunuzu mali müşavirinize teyit ettirmektir.

Vakit yoksa, bilmeniz gereken 5 şey

  • Para vermiyor olmanız işlemin vergisiz olduğu anlamına gelmez; kat karşılığı iş vergide takas olarak görülür.
  • Sizin fatura kesip kesmeyeceğinizi belirleyen şey ticari faaliyet içinde olup olmadığınızdır.
  • KDV malik için asıl olarak fazla metrekare, ilave daire ve şerefiye farkı ödemelerinde gündeme gelir.
  • Daireyi sonradan satmak ayrı konudur: değer artış kazancı ile KDV aynı şey değildir.
  • Bu yazıda bilerek oran ve rakam yoktur; yürürlükteki oranı mali müşavirinize teyit ettirin.

Kentsel dönüşüm toplantılarında vergiden söz açıldığı anda salonda bir sessizlik oluyor. Herkes metrekareyi, kat çıkışını, kim hangi daireyi alacak onu konuşuyor; vergi kısmına gelince "onu müteahhit halleder" deyip geçiliyor. Sonra iş fazla metrekare almaya ya da şerefiye farkı ödemeye gelince, kimsenin beklemediği bir rakam masaya düşüyor.

Bu yazıda KDV konusunu tamamen kat maliki gözüyle ele alacağım: hangi noktalarda sizi ilgilendiriyor, hangi noktalarda hiç ilgilendirmiyor, en çok nerede sürpriz çıkıyor. Konunun müteahhit muhasebesindeki karşılığını, yani fatura akışının teknik tarafını kat karşılığı KDV ve fatura akışı yazımızda ayrıca anlattık; burada o tarafı tekrarlamayacağım.

Baştan iki uyarı. Birincisi: bu yazıda bilerek hiçbir oran, eşik veya TL rakam yok. Konut ve işyeri teslimlerine uygulanan oranlar, alan eşikleri ve istisna sınırları zaman içinde değişebiliyor; internetten alınmış bir oranla hesap yapmak sizi yanlış yere götürür. İkincisi: bu yazı vergi danışmanlığı değildir. Her malikin durumu farklıdır ve kesin sonuç ancak mali müşavirinizden veya vergi dairenizden çıkar.

"Para vermiyorum, o zaman KDV de yok" yanılgısı

En sık duyduğum cümle bu. Mantık ilk bakışta kusursuz görünüyor: cebimden para çıkmıyorsa, ortada alışveriş yok demektir; alışveriş yoksa vergi de olmaz. Buradaki hata, verginin sadece para hareketine baktığını sanmak.

Vergi tarafında kat karşılığı iş genelde bir takas olarak değerlendiriliyor. Siz arsa payınızı müteahhide devrediyorsunuz, o da karşılığında size bir bağımsız bölüm teslim ediyor. Yani ortada para yok ama iki yönlü bir teslim var. Vergi bu iki yönü de görüyor. Buna Katma Değer Vergisi Kanunu çerçevesinde bakıldığında, işlemin bedelsiz olması tek başına "hiçbir vergisel sonuç doğmaz" anlamına gelmiyor.

Şimdi hemen paniklemeyin, çünkü ikinci yarısı da var: bu durum her malike mutlaka bir KDV yükü çıkar demek değildir. Sıradan bir kat maliki için pratikte çoğu zaman ortaya bir ödeme çıkmaz. Sonucu belirleyen üç şey var:

  • Sizin sıfatınız. Ticari bir faaliyetin içinde misiniz, yoksa kendi evinizi dönüştüren bir vatandaş mısınız?
  • Aldığınız şeyin payınıza karşılık gelip gelmediği. Sözleşmedeki payınız kadarını mı alıyorsunuz, yoksa üstüne bir şey mi ekliyorsunuz?
  • Sözleşmenin kurgusu. Vergi ve harçların hangi tarafa ait olduğu yazılı mı, değil mi?

Aşağıdaki başlıkların hepsi bu üç sorunun etrafında dönüyor. Kafa karışıklığının kaynağı da şu: insanlar "KDV var mı yok mu" diye tek bir cevap arıyor, halbuki doğru soru "benim durumumda nerede gündeme gelir" sorusu.

Arsa payını devrederken KDV doğar mı?

Bu sorunun cevabı doğrudan kim olduğunuza bağlı. Aynı işlemi iki farklı kişi yaptığında sonuç farklı çıkabiliyor ve maliklerin çoğu bunu bilmiyor.

Belirleyici olan ölçü şu: faaliyetiniz sürekli ve ticari nitelikte mi? Basitleştirerek iki tabloyu yan yana koyayım.

  • Sıradan kat maliki. Yıllardır oturduğunuz dairenin arsa payını, hayatınızda bir kez, kendi binanızın dönüşümü için devrediyorsunuz. Başka bir inşaat veya taşınmaz ticareti faaliyetiniz yok. Bu tabloda kişisel mal varlığının değerlendirilmesinden söz edilir ve pratikte malik tarafında KDV mükellefiyeti genelde gündeme gelmez.
  • Fiilen ticaret yapan kişi. Düzenli olarak arsa veya daire alıp satıyorsunuz, birden fazla parselde bu işi yapıyorsunuz, işin organizasyonu ve tekrarı bir ticari faaliyet görüntüsü veriyor. Bu tabloda değerlendirme tamamen değişebilir; mükellefiyet, belge düzenleme ve beyan yükümlülükleri gündeme gelebilir.

İkisinin arasında kalan gri bölge de var ve orası tehlikeli. Örneğin birden fazla binada birden payınız varsa, ya da bir dönemde birkaç taşınmazı elden çıkardıysanız, tabloya nasıl bakılacağı işlemin bütününe göre değerlendirilir. Böyle bir durumdaysanız kesinlikle kendi başınıza karar vermeyin. Ben burada "şu durumda mükellef olursunuz" diye kesin bir cümle kurmam, çünkü bu değerlendirme somut olaya göre yapılıyor ve yanlış kesin bilgi size zarar verir.

Bu arada arsa payınızın devri sırasında karşınıza çıkacak asıl kalem çoğu zaman KDV değil, tapu harcı oluyor. Kentsel dönüşüm kapsamında harç ve döner sermaye ücretlerinde uygulanabilecek muafiyetleri tapu harcı muafiyeti yazımızda ayrıntısıyla anlattık; devir öncesinde o yazıya bakmanızı öneririm.

Fatura kim kime keser?

Sahada bu soru genelde şu halde soruluyor: "Müteahhit bana bir kağıt verecek mi?" Cevap iki ayrı yönü olan bir cevap.

Müteahhit tarafı. Müteahhit ticari faaliyet yürüten bir mükellef olduğu için, size teslim ettiği bağımsız bölüm de onun defterinde bir teslim olarak yer alır ve belgelendirilmesi gerekebilir. Yani "malike verdiğim daire için belge düzenlemem" mantığı vergi tarafında geçerli değildir. Bu belgenin nasıl düzenlendiği, hangi bedelin esas alındığı ve teslim tarihinin nasıl belirlendiği tamamen müteahhidin muhasebesinin konusu; müteahhit tarafındaki fatura akışını merak ediyorsanız o yazıya bakın.

Malik tarafı. Sizin belge düzenleyip düzenlemeyeceğiniz, yukarıda anlattığım ticari faaliyet ayrımına bağlı. Ticari bir faaliyetiniz yoksa genelde sizden fatura beklenmez. Ticari faaliyet kapsamındaysanız tablo değişir.

Malik olarak sizin için pratik sonuç şu: müteahhitten aldığınız her belgeyi saklayın. İnsanlar bu kağıtları "bana lazım olmaz, muhasebe işi" diyerek atıyor. Oysa ileride daireyi satarken, bir uyuşmazlıkta ya da vergi dairesinden gelen bir soruda maliyetinizi ve teslim tarihinizi ispatlayacak tek şey o belgeler olabiliyor. Bunu bir kurala çevirin: sözleşme, ekleri, tüm ödeme dekontları ve müteahhitten gelen her belge aynı klasörde durur.

En kritik başlık: fazla metrekare veya ilave daire alıyorsanız

Şimdi bu yazının en az bilinen ve en çok para kaybettiren kısmına geldik. Yukarıya kadar anlattığım her şey, sözleşmedeki payınız kadarını aldığınız durumla ilgiliydi. Payınızın üstüne çıktığınız anda tablo değişiyor.

Bu durum pratikte şöyle karşınıza çıkıyor:

  • Payınıza bir daire düşüyor ama siz ikinci bir daireyi para ödeyerek almak istiyorsunuz.
  • Payınıza düşen metrekarenin üstünde, daha büyük bir daire alıyorsunuz ve aradaki farkı müteahhide ödüyorsunuz.
  • Payınıza konut düşüyor ama siz bunun yerine veya buna ek olarak bir dükkan almak istiyorsunuz.
  • Otopark, depo, çatı katı gibi bir birimi bedel ödeyerek ekliyorsunuz.

Bu dört durumun ortak noktası şu: ödediğiniz para artık takasın karşılığı değil, takasın dışında kalan bir alımdır. Yani pratikte müteahhitten bir birim satın alıyorsunuz. Sıradan bir konut alımından yapısal olarak farkı yok. Dolayısıyla o kısımda KDV gündeme gelir ve bunu ödeyecek olan alıcı sıfatındaki sizsiniz.

Burada asıl tehlike verginin varlığı değil, konuşulmamış olması. Sahada gördüğüm senaryo hep aynı: malik ile müteahhit fazla metrekare için bir rakamda el sıkışıyor, kimse bu rakamın vergi dahil mi hariç mi olduğunu sormuyor, ödeme aşamasında müteahhit "üstüne bir de KDV var" diyor ve masa geriliyor. İki taraf da haklı olduğunu düşünüyor, çünkü konuşulmamış.

Bunu baştan bitirmenin yolu çok basit. Ek protokole şunları yazdırın:

  1. Ödenecek bedelin tam olarak neyin karşılığı olduğu: kaç metrekare fazla, hangi bağımsız bölüm, hangi nitelikte.
  2. Bu bedelin vergiler dahil mi hariç mi olduğu. Tek cümlelik bu ifade, en çok tartışma çıkaran noktayı kapatır.
  3. Vergide sonradan bir değişiklik olursa farkı kimin karşılayacağı. Sözleşme ile teslim arasında uzun bir süre geçiyor ve bu sürede oranlar değişebiliyor.
  4. Ödemenin hangi aşamalarda yapılacağı ve karşılığında hangi belgenin düzenleneceği.

Rakamı konuşmadan önce bu dört maddeyi konuşun. Fazla metrekare pazarlığına oturmadan önce mali müşavirinizi arayıp "bu tutarın üstüne yürürlükteki oranla ne eklenir" diye sorun ki masaya gerçek maliyeti bilerek oturun. Sözleşmede genel olarak nelere dikkat edeceğinizi sözleşmenin 7 kritik maddesi yazımızda bulabilirsiniz.

Şerefiye farkı ödemesinde durum ne?

Şerefiye, aynı binada dairelerin konumundan doğan değer farkının maliklere yansıtılmasıdır. Cephesi güzel, üst kat, geniş balkonlu daireyi alan malik bir fark öder; bodruma yakın ya da dar cepheli daireyi alan malik fark alır. Bu genelde malikler arasında ya da malik ile müteahhit arasında dengelenir.

Vergi açısından buradaki ayrım şu ve bunu doğru kurmak gerekiyor: ödemeyi kime yapıyorsunuz?

  • Diğer maliklere yapılan denkleştirme. Malikler arasındaki bir paylaşım düzeltmesi olarak kurgulanmışsa, bu ticari bir teslim değil, kendi aranızdaki bir denkleştirmedir. Yine de bunun nasıl belgeleneceğini ve tapuda nasıl görüneceğini önceden netleştirin.
  • Müteahhide yapılan ödeme. Şerefiye farkını müteahhide ödüyorsanız, tablo bir önceki başlıktakine yaklaşır: bu ödeme fiilen daha değerli bir birimi almanın bedelidir. Yani takas dışı bir bedel niteliği taşıyabilir ve vergi tarafında ona göre değerlendirilebilir.

Pratik tavsiyem şu: şerefiye tutarını sözleşmede yalnızca bir rakam olarak yazmayın, kimin kime ne için ödediğini cümle halinde yazın. "X bağımsız bölümü alan malik, konum farkı nedeniyle müteahhide şu tutarı, vergiler dahil olarak öder" gibi. Bu tek cümle, hem ileride vergi tarafında hem de malikler arasında çıkacak tartışmaları büyük ölçüde bitirir. Dönüşüm sürecinde cebinizden çıkan diğer kalemlerin tam listesi için malik masrafları yazımıza bakın.

Yeni daireyi sonradan satarsanız: KDV mi, değer artış kazancı mı?

Burası tam bir kavram kargaşası alanı. İnsanlar iki ayrı vergiyi tek bir şey sanıyor ve yanlış hesap yapıyor. Ayıralım.

  • KDV teslimin niteliğiyle ilgilidir. Bir teslimin ticari faaliyet kapsamında yapılıp yapılmadığına bakar. Kişisel mal varlığınızdaki bir daireyi satmanız, tek başına ticari faaliyet sayılmayabilir.
  • Değer artış kazancı ise bir gelir vergisi konusudur. Taşınmazı elde tutma süreniz ve satıştan doğan kazancınızla ilgilidir. Yani "kâr ettiniz mi, ettiyseniz ne kadar süre sonra sattınız" sorusuna bakar.

İkisi birbirinin yerine geçmez ve biri yoksa diğeri de yok anlamına gelmez. Dönüşümde ayrıca kafa karıştıran bir nokta var: yeni dairenin iktisap tarihi, yani elde etme tarihi hangisi sayılır? Eski dairenizi aldığınız tarih mi, yoksa yeni dairenin tapusunu aldığınız tarih mi? Bu sorunun cevabı elde tutma süresini doğrudan etkilediği için, satış planlıyorsanız cevabı önceden bilmeniz gerekiyor. Bu konuyu ayrı bir yazıda ele aldık: kentsel dönüşüm sonrası daire satışı ve değer artış kazancı.

Kısacası: dönüşümden çıkan daireyi satacaksanız, ilan vermeden önce mali müşavirinize gidin. Satıştan sonra gitmek geç oluyor, çünkü o noktada artık planlanacak bir şey kalmıyor.

Neden bu yazıda oran yazmıyorum?

Bu başlığı bilerek koydum, çünkü buraya kadar okuyup "peki oran ne" diye soracaksınız. Cevabım: vermeyeceğim, ve nedeni sizi korumak.

Konut teslimlerinde uygulanan KDV oranı tek bir sabit sayı değil. Uygulamada oranı etkileyebilen başlıklar var: teslim edilen yerin konut mu işyeri mi olduğu, konutun net alanı, taşınmazın bulunduğu yer ve yapıya ilişkin bazı nitelikler. Bunların üstüne bir de yürürlükteki düzenlemelerin zaman içinde güncellenmesi ekleniyor.

Bunun pratik sonucu şu: bir blog yazısında ya da forumda gördüğünüz oran, siz o satırı okurken güncel olmayabilir. Fazla metrekare pazarlığı gibi ciddi bir hesabı eski bir oranla yapmak, sözleşmeyi yanlış rakamla imzalamanıza yol açar. Doğrusu tek cümle: yürürlükteki oran ve eşikler değişkendir, işlem tarihinde mali müşavirinize teyit ettirin ve teyit edilen değeri yazılı olarak alın.

Malik pratikte ne yapmalı?

Buraya kadar mantığı konuştuk. Şimdi elinizde kalacak somut işler.

  1. Sözleşmeye vergi ve harç maddesini yazdırın. "İşbu sözleşmeden doğan vergi, resim, harç ve masraflar hangi tarafa aittir" sorusunun cevabı sözleşmede açıkça bulunmalı. Boş bırakılan her kalem, ileride sizin önünüze konur.
  2. Takas dışı her ödemeyi ayrı yazdırın. Fazla metrekare, ilave daire, şerefiye farkı: her biri neyin karşılığı, vergiler dahil mi hariç mi, ne zaman ödenecek.
  3. Belge klasörü tutun. Sözleşme ve ekleri, tüm ödeme dekontları, müteahhitten gelen her belge, tapu işlem evrakları, teslim tutanağı. Fiziksel bir klasör ve bir de dijital kopya.
  4. Elden ödeme yapmayın. Fazla metrekare gibi kalemleri banka üzerinden, açıklamasını yazarak ödeyin. Bu hem vergi hem uyuşmazlık tarafında sizi korur.
  5. Pazarlıktan önce danışın. Rakam üzerinde el sıkışmadan önce mali müşavirinizi arayın. El sıkıştıktan sonra aramanın faydası sınırlı.
  6. Diğer maliklerle ortak hareket edin. Aynı binadaki malikler aynı sorularla karşılaşıyor. Tek bir mali müşavirden ortak görüş almak hem maliyeti bölüştürür hem de müteahhit karşısında tutarlı bir duruş sağlar.

Mali müşavirinize soracağınız 6 soru

Mali müşavire gidip "kentsel dönüşümde vergi nasıl oluyor" diye sormak işe yaramıyor, çünkü soru çok geniş. Bunun yerine şu altı soruyu somut olarak sorun. Sözleşmenizi ve varsa ek protokolü yanınıza alın.

  1. Benim durumumda arsa payı devri KDV yönünden bir mükellefiyet doğurur mu? Elimde şu kadar taşınmaz var, son yıllarda şu işlemleri yaptım, bunlar ticari faaliyet sayılır mı?
  2. Müteahhitten hangi belgeleri almam gerekiyor ve ne zaman? Teslim aşamasında elime geçmesi gereken evrak nedir?
  3. Payımın üstünde metrekare veya ikinci daire alırsam üstüne ne eklenir? Bugünkü yürürlükteki oranla, konuştuğumuz tutar üzerinden fiili maliyet ne olur?
  4. Şerefiye farkı ödemesini nasıl kurgulamalıyım ve nasıl belgelemeliyim? Müteahhide mi, maliklere mi ödemek daha doğru olur?
  5. Yeni dairenin iktisap tarihi hangisi sayılacak ve ne zaman satarsam değer artış kazancı doğar? Satış planlıyorsam beklemem gereken bir süre var mı?
  6. Sözleşmenin vergi maddesi beni koruyor mu, yoksa açık kalan bir kalem var mı? İmzalamadan önce bu maddeye bakmanızı istiyorum.

Bu altı soruyu yazılı olarak sorun ve mümkünse cevabı da yazılı isteyin. Sözlü alınan cevaplar altı ay sonra kimsenin hatırlamadığı cümlelere dönüşüyor.

Özet

Toparlayayım. Kat karşılığı dönüşümde "para vermiyorum, o zaman vergi de yok" cümlesi yanıltıcıdır; vergi tarafında iş bir takas olarak görülür ve iki yönlü teslim değerlendirilir. Ama bu, her malike bir KDV yükü çıkacağı anlamına da gelmez: belirleyici olan sizin faaliyetinizin sürekli ve ticari nitelikte olup olmamasıdır. Sıradan bir kat maliki ile düzenli taşınmaz alıp satan kişi aynı gözle değerlendirilmez. Malik açısından KDV asıl olarak payınızın üstünde bir şey aldığınızda gündeme gelir: fazla metrekare, ilave daire, dükkan ve müteahhide ödenen şerefiye farkı. Bu ödemelerin vergiler dahil mi hariç mi olduğunu sözleşmeye yazdırmazsanız, fark ödeme gününde önünüze gelir. Daireyi sonradan satmak ise ayrı bir konudur ve orada konuşulması gereken şey genelde değer artış kazancıdır.

Son ve en önemli not: bu yazı vergi danışmanlığı değildir. Her malikin durumu farklıdır; uygulanan oranlar, alan eşikleri ve istisnalar zaman içinde değişebilir. Bu yüzden burada bilerek hiçbir oran veya rakam vermedim. Kendi işleminiz için mutlaka mali müşavirinize danışın, tereddüt ettiğiniz noktada bağlı olduğunuz vergi dairesinden yazılı görüş isteyin ve aldığınız cevabı saklayın.

İlgili rehberler:

Sıkça Sorulan Sorular

›Müteahhide para vermiyorsam KDV de çıkmaz, doğru mu?

Bu, malikin en sık kurduğu ve en yanıltıcı cümle. Vergi tarafında kat karşılığı iş bir takas olarak görülür: siz arsa payınızı verirsiniz, müteahhit karşılığında daire teslim eder. Yani cebinizden para çıkmasa bile iki yönlü bir teslim vardır ve bu teslimler vergisel olarak değerlendirilir. Buradan her malike mutlaka bir KDV faturası çıkar anlamı çıkmaz; sonucu belirleyen sizin faaliyetinizin niteliği, sözleşmenin kurgusu ve payınızın üstünde bir şey alıp almadığınızdır. Kendi durumunuz için mali müşavirinize teyit ettirin.

›Sözleşmedeki payımın üstünde daire veya metrekare alırsam ne olur?

Bu yazının en kritik başlığı bu. Payınıza düşen dairenin dışında ek bir bağımsız bölüm alıyorsanız ya da fazla metrekare için müteahhide para ödüyorsanız, artık ortada takasın dışında kalan bir alım vardır. Bu kısım pratikte bir satın alma gibi değerlendirilir ve bedelin KDV dahil mi hariç mi olduğu doğrudan cebinizi ilgilendirir. Sözleşmede veya ek protokolde bu ödemenin neyin karşılığı olduğu ve vergi dahil olup olmadığı açıkça yazmıyorsa, ödeme günü sürpriz bir fark çıkabilir.

›Müteahhit bana fatura keser mi, ben ona fatura kesecek miyim?

İki soru da duruma bağlı ve tek bir cevabı yok. Müteahhit size teslim ettiği bağımsız bölüm için belge düzenleme yükümlülüğü taşıyabilir; bu onun mükellefiyetiyle ilgilidir. Sizin fatura kesip kesmeyeceğiniz ise faaliyetinizin sürekli ve ticari nitelikte olup olmamasına bakar. Tek dairesini dönüşüme veren bir vatandaş ile düzenli olarak taşınmaz alıp satan biri aynı gözle değerlendirilmez. Kesin sonuç için mali müşavirinize veya bağlı olduğunuz vergi dairesine sorun.

›Yeni dairemi sonra satarsam KDV mi öderim?

Burada iki farklı vergi karıştırılıyor. KDV, teslimin niteliğiyle ilgilidir ve daha çok ticari faaliyet kapsamında gündeme gelir. Kişisel olarak sahip olduğunuz dairenin satışında ise genelde konuşulan konu değer artış kazancıdır, yani elde tutma süresi ve satış kazancıyla ilgili bir gelir vergisi meselesidir. Bu ikisi ayrı başlıklardır ve biri diğerinin yerine geçmez. Satışı düşünüyorsanız, satıştan önce mali müşavirinize hangi kapsama girdiğinizi sorun.

›Bu yazıda neden KDV oranı yazmıyor?

Bilerek yazmıyoruz. Konut ve işyeri teslimlerinde uygulanan oranlar, alan eşikleri ve istisna sınırları zaman içinde değişebiliyor. İnternette gördüğünüz bir oranı kendi hesabınıza koymak, sözleşme pazarlığında yanlış rakamla masaya oturmanıza yol açar. Doğrusu şu: yürürlükteki oranı ve varsa eşikleri işlemin yapılacağı tarihte mali müşavirinize teyit ettirin, teyit edilen değeri hesabınıza koyun. Bu yazı hangi soruyu soracağınızı gösterir, cevabın rakamını değil.

İlgili araçlar & hesaplayıcılar

Haber bülteni

Yeni rehberler çıkınca haber alın

Bu yazı gibi pratik kentsel dönüşüm rehberleri yayınlandığında size mail atalım. Ayda 2-4 mail, spam yok.

Binanız için firma mı arıyorsunuz?

Ücretsiz başvurunuzu bırakın; bölgenizde kentsel dönüşüm yapan anlaşmalı inşaat firmalarıyla eşleştiğinde size dönüş yapılır. Bağlayıcılık yok, karar her zaman sizin.

İlgili yazılar

Ücretsiz Teklif Al